Pantomim

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı  bünyesinde Vecihi Ofluoğlu önderliğinde kurulan “Pantomim Sanat Dalı” 2006–2007 öğretim yılında Türkiye’de bir ilki gerçekleştirip eğitime başladığını ve halen sürdürmekte olduğunu öğrendim.

Sanırım Aralık ayı ortasında bir etkinlik daveti ile bundan haberim oldu. Sanırım ilk defa bu kadar kapsamlı bir pantomim gösterisi yapıldı. Aynı zamanda ilk mezunlarını verdiği etkinliğe 14 ocak perşembe günü etkinliğe katıldım. Gerçekten keyif alarak izledim birbirinden başarılı oyuncuları o akşam, çok değerli “Vecihi Ofluoğlu, Yeşim Alıç, Deniz Özmen, Lale Yüzügüldü, Leman Yılmaz ve Kerem Karaboğa ” hocaların yetiştirdiği yeni sanatçılardı. Hem mezun olanlar hem de mezuniyete birkaç adımı kalan Pantomim öğrencileri hep beraber aynı sahnede bir gösteri gerçekleştirdi.

Ülkemizde Pantomim sanatı pek yaygın olarak bilinmemekle birlikte, bu sanata gönül vermiş usta sanatçılar, çabalarını yıllardır sürdürmektedirler. Artık bir okulu da bulunan bu sanat dalı, ilk mezunlarını vermeye başladı bile.

Umarım değeri her geçen gün daha da artar ve kıymeti bilinir sanatın.  Emeği geçen tüm herkesin emeğine yüreğine sağlık biraz geç kalmış olsa da içimde kalan bir tebrik bu , başarılarınızın devamını dilerim.

OYNAYANLAR: Noyan Ayturan, Nurçin Karabıyık, Ceylan Aran, A.Volkan Işık, Pınar Alev, Hatice Sönmez, Can Girgin, Ezgi Keskin, Didem Kırış, İrem Dilaver, Müge Saut Süs, Deniz Karataş, Özge Elif Yeşilyurt, Pınar Gül Çiçek

Tiyatro Güncesi

(4-5 temmuz çalışması)

Bir önceki yazımda ilan ettiğim şişli belediyesi dormen tiyatrosu oyuncularının ortak çalışması workshop ‘ın ilk haftası geçti.. Aslında organizasyon da yaşanan ufak aksaklıklar ilk gün canımızı biraz sıktı. önce 14.00 ‘ te başlanması planlanan ve duyurulan organizasyon saati 11.00 alındığı haberni aldık. Sonra tekrar 14.00 ‘de alındığını bir kaç saat geçmeden tekrar 11.00 ‘e alındığını duyduk ve sebebini anlayamadan bütün programlarımız alt üst olmuştu. Neyse içimizdeki tiyatro aşkı bu tarz aksaklıklarla bizi yolumuzdan döndüremezdi. Saat 10.30 gibi dormen tiyatrosundaydık ve sadece 5-6 kişilik bir topluluktuk. Saatler ilerledikçe kalabalık arttı. Aradan geçen 1 saatlik zaman sonunda erken çağrılma sebebimizi açıkladılar. Kayıt işlemleri ve yaka kartları çıkarmakmış. Neyse dedik sıraya girdik bilgisayar çalışmadı. Sonra tek tek isimlerimizi yazdırdık ve kırtasiye masrafları için olduğu söylenen 10 TL ücretlerimizi de kayıt sırasında teslim ettik. Kaydımızı yaptırmış ve eğitim saati gelene kadar serbesttik.

Ve saatler 2’yi göstermiş dormen tiyatrosunu yaklaşık 100 kişiyi bulan bir tiyatro sever topluluk doldurmuştu. Lise öğrencileri , konservatuara hazırlananlar, konservatuarda okuyanlar , mezunlar , oyuncular, geçimini tiyatrodan kazananlar , kazanmak isteyenler , sınıf öğretmenleri , çevre mühendisleri ve gruptan her yaştan onlarca insan vardı . Ve her biri aynı şekilde ağızları açık söylenenleri dinliyor ve yapıyordu… İlk günün açılış konuşmasını ve eğitimini sevgili Volkan Severcan yaptı. 2 saatlik tiyatro hakkında genel bilgi , sahne duruşları gibi konular üzerine çabucak geçti anlamadık. Revayşa ‘nın doğaçlama semineri ve hep birlikte keyifli dakikalar geçirmemiz hoş oldu. 2 saat sonunda sahne artık Kerem Atabeyoğluna aitti. Kerem hoca ile daha hızlı bir diyalogta bulduk kendimizi önce bize neler yaptığını 11 yıllık gazetecilik hayatından sonra nasıl konservatuara girdiğini anlattı. Tiyatronun tanrısı yeryüzüne indiğinde onu görme ve beraber oynama şansı yakaladığını anlatışı (.. ki bu betimleme beni çok etkiledi) inanılmazdı. O da bize vurgulamalar hakkında engin bilgilerini paylaştı. Selen ‘i sahneye alarak ezberindeki kötü tiradı daha güzel okuması için ona önerilerde bulunması bizim için de ayrıca güzel oldu.. İlk gün anlayamadım çok güzel geçmiş ve de bitmişti.

Dormen tiyatrosunda yaz aylarında oyun oynanmaması sebebiyle , içeride soğutma sistemi yok , varolan havalandırma sistemi de içerdeki havayı dışarı verme şeklinde değil tam tersine dışarıdaki havayı içeri verme şeklinde çalışıyor. 50 dakikalık eğitimler sonrasında 10 ‘ar dakikalık aralarda nefes almaya çalışıyoruz. 50 dakikalık eğitim çok güzel ama terleyerek koltuğa yapışmamız ve 100 kişinin aynı şekilde vücut ısısının artması nefes alışverişi içeriyi boğuyor..

Pazar günü ise saat 14.00 ‘te yerlerimizi almış ve kimin gelip ne anlatacağını merak ediyorduk. Volkan Severcan kısaca programı kısaca anlatmıştı ama hafızamızdı tutabildiğimiz sadece diksiyon eğitimi olacağıydı. Zaten hocamızın adını ilk duyduğumuzda doğru telafuz etmemiz sanırım pek mümkün olmayacaktı. Çok sevgili , enerji dolu , yerinde duramayan ve yüzünden gülücekler eksilmeyen Almıla Uluer ile diksiyon eğitimine başladık. Diyafram , çene , dil , dudak , vücut , derken nefes nefes kaldık… o kalabalık ayakta ve Almıla hoca ne derse hep bir ağızdan yapıyorduk.. Sanırım bu kadar yorucu ve hareketli bir eğitim olduğu için 1 saat sürdü. 2 . saatte Murat Kodallı bizlerle idi. Murat hoca aslında bir orkestra şefiydi. Ve bize müzik tarihi hakkında zaman zaman sıkan zaman zaman güldüren bir eğitim verdi. Pazar günün son iki saatini  Boğaçhan Sözmen ile geçirdik. Sahnede konuşanı tanımıyoruz , ama gözlerimizi kapatınca ses çok tanıdıktı. Ama yüzü çıkarmıyoruz. Boğaçhan hoca , susam sokağı kadrosunda gerektiğinde oyunculuk , seslendirme de çalışmış. TRT ankara çocuk radyosunda görev almış .. Bize seslendirme hakkında bilgiler verdi . soru cevap biraz terletti bizi , biz onu .. Ve hayatına son 25 yılda adadığı kuklayı bize anlattı.. Kuklacılığın onun hayatını ne kadar pozitif etkilediğini ve o inanılmaz kuklası ile sadece 5-10 dakikalık hareketleri ile bizi yıktı geçti. Hafta sonu kendimi adadığım bu tiyatro workshop ‘u benim için anlatılmaz bir leziz yemekti.

Olması gerektiği için..

Bugün ,

“Aslında hissetiklerim ile beklediklerim , ve en önemlisi birikimlerim birleştiğinde mutlu olamıyorsan eğer bu işte bir yanlışlık vardır. ” dedim kendi kendime.. Sen baktığın pencereden aynı manzarayı görmüyorsan ,  Sen aynı sahneyi izlerken birlikte ağlamıyorsan, karşılaştığın komik duruma birlikte gülemiyorsan, ki en önemlisi sen kalbinle bakarken baktığın gözün içinde kimse yoksa , sen uyurken kolun boşsa , sen sarhoş olurken o ayıksa , sen alışveriş yaparken o yanında değilse , arkadaşlarınla eğlenirken oradan sıkılıyorsa , bu işte bir yanlışlık var dostum..

Bu hislerim üzerine tabiri caiz olan bir yazıyı da yazımın altına eklemek istiyorum.

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıklarının onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla karşılaşabilirsin. İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.”Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.”Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık okadar kötü bir ley değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası. Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

Nazım Hikmet RAN

27 Mart Dünya Tiyatro Günü…

Dünya Tiyatro Günümüz Kutlu olsun….

Tiyatroya gönül veren tiyatro ile yakından uzaktan ilgilenen , zamanında ilginmiş , kalbi tiyatro için çarpan tüm herkesin dünya tiyatro gününü kutlarım..

Perdeniz kapanmasın , ışığınız sönmesin..

AZOT

Sone 115….

Sana önceden yazdığım dizeler yalan söylüyordu;
Seni bundan daha çok sevemem diyenler hani;
Ama o zamanlar aklım bir türlü almıyordu,
İçimdeki alevin daha da parlak yanabileceğini.
Oysa zaman, kralların fermanını bile değiştirir,
Yeminler arasına girer, milyonlarca oyunuyla,
Kutsal güzelliği karartır, sivri niyetleri köreltir;
Nice dik başları değişimin çarkına uydurur sonunda;
Heyhat! Ben de zaman denen zorbanın korkusuyla,
‘En çok şimdi seviyorum seni,’ diyemez miyim;
Aşkımdan kuşku duymadığım, en emin olduğumda,
Geleceği unutup, o güne taç giydiremez miyim.
Aşk bir bebek olduğuna göre,
hayır, bunu diyemem,
Büyümesini sürdüren şeyi,
büyümüş gibi göremem.

W. Shakespeare

Başarıya Doğru….

Tebrikler bu sefer yaptıkları başarı işlerle dostlara…

Çok yeni bir akım olan doğaçlama tiyatro ile insanlara ulaşan , kendi başlarına birşeyler yaratmaya ,yakalamaya çalışan , bir grup oyuncudan bahsediyorum.. Yersiz Oyuncular…..

Yersiz oyuncular 2003 yılında kurulmuş, kurulduğu dönemde tiyatro oyunayan arkadaşların 2005 yılı itibari ile doğaçlama tiyatro yapmaya karar vermeleri ile başlamış bir hikayedir.. 2006 yılı sonlarında tanışma fırsatı bulduğum bu birbirinden değerli insanlardan öğrendim, doğaçlama kitabına yazı yazmayı…

Şimdi ise Kanaltürk ‘te “Depo Comedy Club”  adında ; tadı damağınızda kalacak bir programla gündemdeler.. Tadı damağınızda kalacak çünkü 35 dakikalık programlar halinde yayındalar yani tam gülmeye yeni başladık derken bitiveriyor program, 12 ocak Pazartesi günü yayına başlayan “Depo Comedy Club”   haftaiçi çarşamba hariç her gün 21:45 ‘ te Kanaltürk ‘te.. Depo ‘nun sloganı “yeteneği olan herkes burda sahne alabilir” , hem yetenekli olup daha önce sahneye çıkmamış hep hayali kuranlar için, hemde şansını denemek isteyenler olsun , hemde izleyen  herkes için farklı bir deneyim olacağına inanıyorum. Ve umarım daha iyi yerlere bir an önce gelirler.. 

Yersiz Oyuncular ‘ı buradan tekrar tebrik ediyorum.. Başarılar… 

Bir Hafta Sonu…

Haftasonu epeydir aksattığım sinema olayını sonlandırmak için girişimde bulundum. Evet havanın soğukluğunu da fırsat bildim ve merak ettiğim A.R.O.G. filmine gitmeye karar verdik. Zamanımın çoğu taksimde geçtiğinden yine bir taksim sinemasını tercih ettik.. Emek sineması 21.30 seansı ile cumartesi akşamı 4 arkadaş A.R.O.G. izlemeye koyulduk.. Emek sineması eski ve tarihi sayılacak bir yapıdır. Balkonu ile birlikte 2000 kişi kapasitesi olan devasal bir sinema salonudur. Geleneksel yer gösterici ve elinde bilet olan yerini bilmeyen seyirci diyaloğunu hepiniz bilirsiniz. Buraya kadar hiç bir sorunumuz yok çok güzel 875 (edit: araştırmadan 2000 yazmıştım.) kişilik salonda 20 kişi anca varız… Yer gösterici amca derki yeriniz burası bizde toplumda kendi istediği olsun isteyen özgür düşünüp ben özgürüm istediğim yere otururum zihniyetindeki insanlar olduğumuzdan ; şöyle bir diyalog yaşandı :

Biz : ” E amca salonun %98 i boş istediğimiz yere otursak ?

Amca : ” Ossun evladım , sen gene böle otur ki böle burdan izle..

Biz: ” Amca bura çok uzak biz biraz miyopuz şöle ortalaara otursak..

Amca : ” Eyi nassı isterseniz öle oturun üşürsünüz ama orada…

Biz : ” Sağol amca biz geçiyoruz sessizce .. Üşümek ?

Amca : ” klima öne fazla üflemez…

dedi ve amca ile yaşanan diyalog son buldu. “hemen sinemanın koltuk sayısı çarpı 10 ytl den bir gecede full salon gösterimde kaç para kazanabileceğinin matemetiksel hesapları , Sahnenin sinema olarak harcandığını , tiyatro olarak kullanılsa daha güzel olacağını ki muhtemelen daha önce bu şekilde kullanılıyordu. Aramızdaki organizasyon yanı gelişmiş arkadaşların bir parti versek koltukları kaldırsak ayakta 3000 kişi sahneye dj , dansçı kızlar off paraya bak ..” gibi geyikleri sardık durduk film başlayana kadar. Entresan bir şey aslında dikkatimi çekmiş ama kendimi fazla detaycı olmakla suçluyordum. Bir önceki seanstan çıkanların hepsinin kıyafetleri tam takırdı. Nasıl mı ? Şöyleki normal de insanlar sinema salonundan çıkarken şapkaları bereleri eldivenleri montları hatta telefonları ellerinde olur sinema çıkışına yürüyene kadar giyinilir. Hem iki seans arası sinema temizleneceği hemde millet çıkışta sıra beklememek için genelde böyle olur. Ama o akşam çıkan herkesin montları giyili , eldiven bere takılıydı. Neyse beklenen olmuş makara sarmış film başlamıştı. Cengaver olan ateşli gençler biz , kısa bir süre sonra serinliği içten içe hissediyorduk.. montları ayaklarımıza sardık.. Film ara vermesi için dua etttik.. Gülerken ağzımızdan duman çıkıyordu.. Film ara verdi hemen montlar ve eldivenler giyildi. Bir tarafımız donmuştu. Bu ne yaa böyle soğukmu olur. Yazlık sinema mı burası kafamızda sorular ama neşeliyiz bununla da dalga geçiyoruz. Neyse sonra aramızdan biri bir varsayım attı. “Abi düşünsene 2000 kişi var filmde nefes alıp vermeden burası 40 derece sıcaklığa ulaşır ondan , kışın klima açar adam bilee hehehe :)”  neyse güldük geçiştirdik bu varsayım bizi ısıtmadı.. Filmin devamını bereler kafada montlar atkılar takılı bir şşekilde izledik. Üşüdük ama çok güzel başarılı ve şahane bulduğum A.R.O.G. filmi soğuğu bana unutturdu.. Eline Sağlık CMYLMZ , Klimana sıcaklık Emek Sİneması…

Bir Yıldız Daha Kaydı!

Oyuncu Bahri Beyat vefat etti

bahribeyat Ünlü tiyatro ve sinema oyuncusu Bahri Beyat, bir süredir tedavi gördüğü Silivri’deki yazlığında solunum yetmezliği nedeniyle vefat etti. Sanatçının cenazesi, 2 Temmuz Çarşamba günü öğlen Selimiye Camii’nde kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Tüm tiyatro camiasının başı sağolsun, sevenlerine sabır dilerim.