Bir beşiktaş akşamı
Yağmurlu bir beşiktaş akşamı, yoğun akıcı trafiği, yağmurdan kaçar adım yayaları, kuru bir köşe bulup sığınmış köpek yalnızlığı, kafası çöp kutusunda yemek bulma umudu ve korkusunu aynı anda yaşayan kedi, bugün ilk iş günü olan kumpirci, akbil dolduran büfeci, dolmuş durağında sırayı kontrol eden kahya, kazan da içkisini içen az sonra maça gidecek çarşılılar, bir beşiktaş yaşam döngüsünü tanımlıyor. Bu döngüdeki amacımı henüz bilmiyordum.
Sadece kadıköy-taksim seferini yapmakta olan 110 nolu otobüste, beşiktaşın yanında geçmekte camına dayanmış kafa içerisinde ü boyutlu hayaller kurmaktaydım.Virajlar, dönüşler, süreçler, kokular, , ayaktaki yolcular, annesiyle tartışan kız, telefonda sevgilisine geç kalacağını söyleyen genç, tüm anlamsızlığı ile göz önünde bana bakıyor. Ben onlara bakıyorum. Bakıyorlar, bakıyoruz, bakışıyoruz, kesişiyoruz, uzun uzun dalıyoruz. Bir bütün olmuşken sarsılıyoruz, ışık yeşil olmuş otobüs harekete etmiş gidiyoruz.
11.09.2010 19.55




