Aylardır metrobüs duraklarında gördüğünüz akbil makineleri, hani şu çalışmayan durdukları yerde ne işe yaradığını bir türlü anlamadığımız hani, sağ da solda 10 tane duran cihazlar 30 Ekim itibariyle faaliyete geçiyor. Nasıl mı tam da tahmin ettiğim gibi, yeni kullandığın kadar öde sistemi yeni zamlı sistemle aynı anda devreye giriyor. Metrobüste ilk 3 durak için Tam bilet:1,35 TL , Öğrenci bilet:0,80 TL, Diğer indirimli: 0,90 TL olarak fiyatlandırılacak. 3 duraktan fazlası için Tam bilet:1,95 TL , Öğrenci bilet:0,95 TL , Diğer indirimli:1,10 TL olarak fiyatlandırılıyor. Zamlı fiyattlar sadece metrobüs iiçin geçerli değil, yapmışken diğer ulaşım araçlarına da yapalım demişler komple zam var. Bir kaç fiyat bilgisini de aşağıda paylaşıyorum.
Akbil:1,65 TL Öğrenci İndirimli: 0,95 TL
Diğer İndirimli:1,10 TL
Aylık Tam Abonman : 120 TL Öğrenci İndirimli : 60 TL
Diğer İndirimli:70 TL
Aktarmada ise; Tam : 0,85 TL Öğrenci İndirimli: 0,35 TL ,
Diğer İndirimli: 0,45 TL
Buradan paylaşıyorum çünkü bu bilgiler İstanbul Ulaşım sayfasında güncellenmemiş, haberler de bangır bangır yayınlanıyor, ama internette bulunmuyor. İhtiyacınız olduğunuzda ulaşabilmek önemlidir.
Uygulama şöyle metrobüs içindeki LCD ekranlar da çıkarken akbilinizi okutursanız sisteme indirimden yararlanırsınız. Okutmaz iseniz bindirimli sistemde yolculuk etmeye devam edersiniz. Yani herkes durağını kendi sayacak hemşerim. İndi bindi hesabını bileceksin. Yeni uygulama soruna bir kademe ekleyerek şimdi çıkışlardaki yığılmayı da ikiye katlar herhalde.
Yeni zamlar ve yeni kullanım şekli herkese hayırlı olsun.

İki kafadar iade holüne gelir,

Okutur ve hata mesajı alır, arkadaşı inanmaz,

Oda dener bir hata olabilir der,

Hata olur makine okumaz.

Düşünür, düşünür, düşünür,

ama nafiledir.
Oyuncular: Mahmut Fikirsindi ve Emrah Deniz
Tags: Metrobüs, metrobüs durak, metrobüs durak isimleri, metrobüs durakları, metrobüs hattı, metrobüs numaraları, metrobüs saatleri, metrobüs şikayet, metrobüs zam Posted in Metrobüs
İSTANBUL- Metrobüs güzergahında çalışan otobüslere yolcu yoğunluğu dikkate alınarak daha rahat, huzurlu ve sağlıklı toplu taşıma hizmeti verilebilmesi amacıyla yeni hat numarası ilave edildi. 2007 yılından buyana 78, 34, 34 T ve 34 A hat numaralarıyla çalışan Metrobüs araçlarına 34 Z (Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme) numaralı hat ilave edildi.
29 Eylül 2010 tarihinden itibaren çalışmaya başlayan 34 Z (Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme) numaralı hat, sabah 05:00-10:00, akşam 16:00-21:00 saatleri arasında çalışan 34 A (Edirnekapı-Söğütlüçeşme) hattının çalışmadığı saatlerde düzenli olarak hizmet verecek.
Zincirlikuyu istasyonunda her iki yöne de (Avcılar ve Söğütlüçeşme) ücretsiz aktarma yapılabilecek.
Yeni düzenlemeyle;
34 A Edirnekapı-Söğütlüçeşme hat numaralı otobüsler sabah 05:00 ile 10:00, akşam 16:00 ile 21:00 arasında çalışacak,
34 Z Zincirlikuyu – Söğütlüçeşme hat numararalı otobüsler ise (34 A hat numaralı otobüslerin çalışmadığı saatlerde) düzenli olarak sefer yapacak,
Zincirlikuyu’dan her iki yöne de ücretsiz aktarma yapılabilecek.
Metrobüs sisteminin hizmete açıldığı Eylül 2007 tarihinden Aralık 2008 tarihine kadar 78 numarayla toplu taşıma hizmeti verilen hattın numarası Ocak 2009’da 34 olarak değiştirilmişti.
Kaynak : iett.gov.tr.
Tags: Metrobüs, metrobüs durak, metrobüs durakları, metrobüs hattı, metrobüs numaraları, metrobüs saatleri Posted in Metrobüs
Bir kırık gitar sesi var sahil beldesindeki küçük bar içerisinde kimi zaman marco ile beraber, kimi zaman sadece rose ile ben, kimi zaman mola vermiş geminin tayfalarının hepsi sarhoşken dolanır dilime nereden öğrendiğimi bilmediğim ispanyol şarkısı.
Hiddet, kibir ve coşku hepsi bu şarkı da gizli, söyler rahatlarım durmadan zamana akıp bırakmadan taki düşüp bayılana kadar.
Biri suyu kafama boşaltıp ayılınca anlarım. Sabah olmuş eve gitme vakti çoktan gelmiş. Kumsal boyu yalnız yürünmeye başlanmış.
Tanyeri gözüme, yakamoz boyu çarpmakta asla kırpmadan süzerim gözlerimi, hep Sartre.
17.09.2010 18.25
Posted in Öykü / Deneme / Şiir
Girdap sarmalı, rüzgar serti, yağmur dikliği, zaman sabırsızlığı, tümü harmanlansın, yuvarlansın, devrilmesin, eksilmesin, kime kimseye kalmasın.Bİr sivri sineğin uyurken kulağınızın çevresinde gezerken size verdiği huzursuz edici, kanat çırpma basıncı gibi rahatsızlık veriyor seni düşünmek bana.
Seni seviyorum kaltak, sensiz olduğum geceler acı içindeyim aşağılık kadın. Saat her seferinde yalnızlığa yol alıyor, sense fahişeliğe. Siktir git hayatımdan derken kastettiğim bu değildi.Hayır başım, hayır hayır yine olsa yine hayır, başım. Ağrı kesici nerede? Lanet lanet orospu git dışarıda onunla bununla yat, çocukların asla babalarını tanımasın.
İğrenç, midesiz, karaktersiz hayvan. Ah ayağım, kumunu yine kaldırmayı unutmuşum salondan, gittiğini unutuyorum, kapının arkasından suyunu ve yemeğini de kaldırsam iyi olacak.
Artık gerzek kılların etrafımda yok, yaşasın yeni hayat, mutlu hayat, sensiz hayat, evde kedisiz hayat…
Kendimi daha ne kadar kandırabilirsem artık o kadar…
16.09.2010 18.47
Posted in Öykü / Deneme / Şiir
Yağmurlu bir beşiktaş akşamı, yoğun akıcı trafiği, yağmurdan kaçar adım yayaları, kuru bir köşe bulup sığınmış köpek yalnızlığı, kafası çöp kutusunda yemek bulma umudu ve korkusunu aynı anda yaşayan kedi, bugün ilk iş günü olan kumpirci, akbil dolduran büfeci, dolmuş durağında sırayı kontrol eden kahya, kazan da içkisini içen az sonra maça gidecek çarşılılar, bir beşiktaş yaşam döngüsünü tanımlıyor. Bu döngüdeki amacımı henüz bilmiyordum.
Sadece kadıköy-taksim seferini yapmakta olan 110 nolu otobüste, beşiktaşın yanında geçmekte camına dayanmış kafa içerisinde ü boyutlu hayaller kurmaktaydım.Virajlar, dönüşler, süreçler, kokular, , ayaktaki yolcular, annesiyle tartışan kız, telefonda sevgilisine geç kalacağını söyleyen genç, tüm anlamsızlığı ile göz önünde bana bakıyor. Ben onlara bakıyorum. Bakıyorlar, bakıyoruz, bakışıyoruz, kesişiyoruz, uzun uzun dalıyoruz. Bir bütün olmuşken sarsılıyoruz, ışık yeşil olmuş otobüs harekete etmiş gidiyoruz.
11.09.2010 19.55
Tags: özer güngören, ozergungoren Posted in Aklımdan Geçenler
Verilen görevi yerine getirmek için çok fazla zamanımız kalmadı.
08.09.2010 00.05
Posted in Aklımdan Geçenler
Saçmalamak istiyor, ama başaramıyorsan, doğana uygun hareket et saçmalamayı bırak. Minibüsün tozlu camlarına yağmurun ilk damlaları çarpmaya başladı. Dışarısı artık grimtırak gözükmeye başladı. Bir yağmur damlasının toz zerreciklerinin arasına düştüğünde ne olur biliyor musun? İlk düştüğü yerdekileri içine alır damla ilerledikçe gittiği bölgedeki yeni zerrecikler ona ilgi gösterir. Şöyle ki ünlü birinin sokakta yürümesi gibi, bakışları nasıl ki üstüne alır, öyle bir şey bizim küçük yağmur damlacığının yaptığı, ardında gözleri nemlenmiş toz zerrecikleri bırakır. İlerlemeye devam eder. Kendinden ödün vererek, saçmalamaya son vermeyerek.
05’ eylül 10.05
Tags: özer güngören Posted in Aklımdan Geçenler
Stres, sıkıntı ve huzursuzluk verecek tüm bulutlar sanırım etrafımı sarmıştı. Yer yer diye tabir edebileceğim yer odamın iç kısmıydı. Belki de çok sigara içmiş durumu fazla abartmıştım. Neyse dedim, saatimi 08.30’a kurup uyumak üzere yatağıma uzandım. Duştan çıktığımda saçlarımı kurulamama gibi bir huy takınmıştım son zamanlarda. Bu gecede durulamadım. Lastik bir toka ile bağladım ve yastığımı nemlendirmeye başladım. Önce sol tarafa döndüm, takribi 15 dakika, sonra sırtüstü böyle de 5-6 dakika geçtikten sonra, sağa döndüm. 10 dakika kadar da böyle denedim olmadı. Yüzükoyun uzandım. Koyun diyince aklıma çitlerin üzerinden atlatılan koyunlar geldi. Gözlerimi kapattım ve koyunları nereden bulacağımı düşündüm. Önümüz ramazan bayramı, kurban bayramı olsaydı kolaydı. Otogara gittim. İç Anadolu otobüslerinden birine bilet aldım ve bindim. Otobüsler de uyuyamıyordum. Zaten rüya içinde rüya da hoş olmazdı. Nereye gittiğimi bilmiyor, koyunları nereden bulacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Saatler geçmiş bayağı yol kat etmiştik. İkinci mola verilen yerde indim ve tesislerin arkasına dolandım. Birkaç inek gördüm, heveslendim koşmaya başladım. İneklere sordum “Buralarda koyun var mı?” anlamsızca yüzüme bakıyorlardı. “Ne diyor ulan bu” der gibi. Durumu izah ettim, “Uyuyamıyorum, uyumak için koyunlara ihtiyacım var, uzun yoldan geldim.” dedim. Durumuma acıdılar ve beni yanlarına alıp bir tepeye götürdüler. Gecenin bir yarısı dört inek bir de ben beş inek tepe üzerinde bir çiftliği dikizliyoruz. “Bizden bu kadar aha koyunlar uyumak üzere git n’apıyorsan yap.” diyip yanımdan ayrıldılar. Çomar’a dikkat! Son bir nefesle. Tepeden aşağı lay lay inmeye başladım. Tam çitlere geldim. Karşımda çok yaşlı ama bir o kadar da zinde gözüken, bir çift göz, “hop bakalım hemşerim bu saatte hayırdır?” dedi. Biraz korktuğumdan aceleyle durumu anlattım. Anlayışlı çıktı. “Ev ahalisi uyanmadan fazla gürültü etmeden, koyunları çok yormadan halledelim şu işi” dedi yaşlı çomar. “Yarın koyunlar engelli koşu yarışması var çabucak halledelim.” dedi. Çok sevindim. Çitlerin arkasına geçtim. Ayakta uyuyan birkaç koyun dürttüm. Bişi olmadı. 20-30 tanesi çok pis horluyordu. Uyanık bulduklarıma yalakalık ettim. “Yarın yarışmalarda tezahurat edeceğim.” Dedim. Nuh dediler, çimento demediler.Bir tanesi kenardan bizi dinleyen iri kıyım “olur evlat” dedi. Ben ekibi çağırayım dedi. Ama biz yaşlıyız atlamak falan zor işler, sen çitlere dahta koy biz onun üzerinden yürüyelim sende şu çimlere uzan say bizi. Ama dekolte giymeyiz. Gecenin bir yarısı yattığın yerden seyredip sayacaksın. Çoluğun çocuğun önünde olmaz, madara olamayız. Dedi. Kabul ettim, hemen çomarın yanına koştum. Uzun kereste dahta odun nereden buluruz dedim. Öfledi, pöfledi, burun kıvırdı. Rüşvet istedi. Verdim, tarif etti.Çiftliğin diğer tarafından iki kereste iki odun iki de dahta kaptım. Çitlerin üzerine koyunların geçmesi için yol yaptım. Ve tepeye geçtim. Başlayın dedim. İlk koyun tam dahtaya çıkmaya başladı. Telefonum çalmaya başladı. Baktım Kamil arıyor. Kasap Kamil, “ hacı, senin peşinde olduğun kuzuyu gördüm. Ama nerede gördüğümü söylememi istersen sana beş koyun patlar” dedi. Hayde kasap et derdinde, koyunlar can atlama derdinde, ben uyku derdinde, uyandım. Saate baktım 00.15 yarım saat uyumuşum. Şimdi uyandım. Uyuyamıyorum.
03’ eylül 23.45
Tags: özer güngören Posted in Aklımdan Geçenler, Öykü / Deneme / Şiir, Yaşamsal
hava kabarcıkları görüyorum, ağzımdan çıkan , benim gibi yüzlercesi hep bir ağızdan çıkarıyoruz kabarcıkları… Şaşkın gözlerler izleniyorum. En önde durmuş şovumu yapıyorum adeta yüzlercesini ben yönetiyorum. Aslında birlikte hareket etmek bizim doğamızda var, ama doğamız burası değil. Kaç zaman oldu bilmiyorum ışıklar sürekli açık ne zaman uyumalı, uyanmalı şansa kalmış. Bir ülkenin teknolojik gelişiminin şansa kaldığını savunan Solow gibi, soluyorum havayı. Bir akvaryum içerisinde tıkış tıkış yüzlerce gibi yüzgeçler ile ilerleyip, solungaçlar yardımıyla alıyoruz yaşamı. Kim ne derse desin, burada olmaktan , burada ölmekten mutlu değilim ben.
04′ eylül 2010 02.00
Tags: özer güngören Posted in Öykü / Deneme / Şiir
Eylül 13, 2010 - 10:42 pm
Gençliğimden arda kalan bir tutam ay parçası yalnızlık. Günün belli saatlerinde kendimi kendimle baş başa bıraktığım kısa kendini dinlemeler, kendinden geçmeler, kendini terk etmeler, kürkçü misali tekrar kendine geri dönmeler. Sanırım bu hayatta en iyi yaptığım şey her şeyden kaçmak. Sorunların üstesinden gelmektense sorunsuz hava sahası arayışlarına girmek. Kim bilir kaç kez daha terk etmeye uğraşır beyin bu bedeni, zaman gösterir…
24′ ağustos 12:51:03
Posted in Öykü / Deneme / Şiir