Tarihte bugün.

Ortadan kalkmış gibi durmayı bilmese de
Duygular yön gösterir sevdiğine
Kara bir boşluk üzeri saçaklı tül zemberi hal alır gece,
Bakamazsın gözlerinin içine,
Belki temmuz başında
Hayatında ilk defa,
Çilekli tart girdimi boğazından,
Durmadan geçer aklından yaşananlar,
Yutkundukça zaman duraklar,
Tuhaf bir şekilde beğenirsin tadını,
Belki de beğendiğin aklından geçenler,
İşte o zamanlar kuşlar uçar,
Çok uzaklardan,
Senin hatırladığın yarım kalan,
Benim hatırladığım,
Hep yanımda olman,
İstediğim budur yaratandan.

Neredesin?

uzun zamandır olmadığım kadar uzağım aslında,
sakladığım gizlediğim ne varsa,
peşi sıra ardımda , boşlukta,
avazım çıktığı kadar bağırsamda,
ruhum dolanır ortalıklarda,
bekler sensiz odalarda,
kaybolur yokluğunda,
Varolduğunda,
Sonunda,
orada,
oturur.

Yel

I
Kibir, öfke, hiddet atlamayı bilmeli diğerine her yerden, Uğraşmak, koşmak, aç kalmak.

II
Sırça köşk önünde sıçradı ayaklarına yavru bir kurbağa, hayat ve sıçrayış. Kim ve ben, ne ile tüm..
Sorgu,yargı, yanılsama ve izdüşüm. Gerçeklik perspektif bakışlarla doğru anlamların kesişmesidir.

III
Göl, ıssız ve sakin. Yer yer yosun ve nilüferler içi görülmez genelde. Göl işte kimsenin sorgulamasını gerektirmez. Gerektirmez gerçekler, ne gerek var.

IV
İnişler ve çıkışlar yolsuz bir arabanın, benzinsiz bir istasyon gibi duru karşımda Zencefil çayı içmeyi sevmeyen bir kemirgen  gibi yaşamakta, olduğun dünya sana ot gibi gözükse de asıl otlar seni anlamayan zihniyetlerdir.

Görsel buradan alıntıdır.

His

Kalabalığa rağmen ıslak kaldırımlarda yürüyebilmek,
Yağmura aldırış etmeden kokusunu alabilmek,
Islık çalmadan sesini duyurabilmek,
Görmeden değişkliği hissedebilmek,
Zamanın gerisinde durup ileriyi görebilmek,
Yemek yemediğin halde tok olabilmek,
Yokluğunda varlığını hissedebilmek,
Bir bakış uğruna elindekileri feda edebilmek,
Kafanı yastığa koyduğunda yüzünü görmek,
Belki de karşılıksız bir şeydir sevmek.

Görsel buradan alıntıdır.

istanbulimpro “CHİCAGO IMPRO FESTİVAL”E GİDEMEZSE…

İSTANBULİMPRO OLARAK DOĞAÇLAMA TİYATRO ALANINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN EN ÖNEMLİ FESTİVALLERDEN BİRİSİ OLAN CHİCAGO IMPROV FESTİVAL’E DAVET EDİLDİK, SİTELERİNDEN DE TAKİP EDEBİLECEĞİNİZ GİBİ PROGRAMLARINDA DA YER ALMAKTAYIZ.

BİZLER, İSTANBULİMPRO OLARAK, İSTANBUL’DA BEYOĞLU-TERMİNAL ADINDAN BİR SAHNE AÇMAYI, HAFTADA 5 GÜN DÜZENLİ GÖSTERİLER YAPMAYI, DOĞAÇLAMA TİYATRO ALANINDA GELENEKSELDEN YOLA ÇIKARAK ÜRETTİĞİMİZ OYUNLARLA KENDİMİZİ YURTDIŞINDA KANITLAMAYI BAŞARDIK, TÜRKİYE’DE TİYATRO YAPIYORUZ VE FESTİVALE KATILAN 80’E YAKIN TİYATRO GRUBUNUN ÇÖZDÜĞÜ SORUNU BİZ ÇÖZEMEDİK.

DOĞAÇLAMA TİYATRO ALANINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN EN ÖNEMLİ FESTİVALLERDEN BİRİSİ OLAN CHİCAGO IMPROV FESTİVAL’E 6 ADET BİLET BULAMADIK…

http://www.chicagoimprovfestival.org/web/cif_home.php

Facebook grubu için tıklayınız.

Olmasa da olurdu.

Genel zamanlarda yalnız doğada gezmeyi seven biri değilimdir. havanın güzel olduğu ve keyfimin istediği
nadir günlerde şehirden uzaklaşır kendimi bir orman içine bir nehir kenarına ataarım.
Bu günler o günleri andıran bir gün sanırım çünkü gece yatarken camı açık bıraktığımdan
sabah güneşi yüzümü ısıtırken cam arasından esen rüzgarda yüzümü okşuyordu. Sıcak ve okşama
sanki beni uyandırmak için yüzüme seven bir el gibi yüzümün üzerinde dolanıyordu. Çok güzel bir duyguydu.
Bu günler de telefonu mu kapatıp kendimle yanlız kalmayı tercih ediyordum. Belki de yaptıklarım
yüzünden arkadaşlarımın maskarası oluyordum ama buna takılmayı da sevmezdim.
Üzerimi giyip dışarı çıktım , kahvaltımı nehrin kenarında yapacaktım. tek başına hazırlamış bir kahvaltı
kuşlar güzel bir nisan sabahı keyfim yerindeydi. Birden bir çığlık ambiansı bozdu. yardım isteyen bir ses.
irkildim. ve sese doğru koştum. Lastiği patlamış bir kamyon ve yanında krikoyu yere atmış kaputa yaslanmış bir genç vardı.
Yakışıklı bir genç , içimde bir sıcaklığa neden oldu. Yanına gittim ve nası yardımcı olabileceğimi sordum. Elini radyatör pervanesine
sıkıştırmış ve canı çok yanıyordu. Hemen yardım etmeye çalıştım elimden pek bir şey gelmezdi panik atak oluyordum bu durumlarda.
ama şans bu sefer yanımdaydı. Paniklemeden pervanenin yanına elimi soktum. contayı gevşetmeye başladım ve parmaklarını çekebilecek boşluğu yaratmıştım.
Canı çok yanmıştı. Hemen araç buzdolabından bira çıkarıverdi. birini kendi çti diğerini elinin üzerine koydu.
Böyle birinin buzdolabında jelibon olması şaşırtıcıydı. ve jelibonları de ben alıp yemeye başladım.
adını sordum bana edward dedi , ya sen Jina memnun oldum.
Günü birlikte geçirmek için plan yapıyordum. Ama gitmesi gerektiğini söyledi. Teşekkür edip gitti.
Kaldım, baktım. ağladım.

yasak

Akmaya başladı zamansız yasaklar, ardı kesilmedi karanlık günlerin ve bitmek bilmedi duyulan özlemim. Genç, dinamik ve spor görünüme sahip olmayı unutalı çok olmadı. Şimdi can simidi görünümlü göbeğim, kendini yer çekimine teslim etmiş pazılar, sembernand köpeğini andıran gıdı, kırlaşmış saç ve sakal ile ütüsü kırışmış bir vücut derisi.

Gökyüzünü izlemeyi bırakmış, masanın üzerinde duran vodkanın şişesinden bir yudum daha alırken kapağını düşürmüş,  masanın altına eğilip almak istediğimde kafamı masaya vurmuş derin bir sızı ile ahlamıştım. Acı içimi kemirdi. İçim içini istedi. Tenim tenini, yalnız bir yudum değildi sarhoş eden bedenimi, içimde duyduğum özleminden gayrı.

anlamsızca

Geç kalmış sayılmaz aslında kimse kaderini seçmekte ki marifet seçmekte değil, seçtiğin ile yaşayabilmekte.

Hareket etmeye niyet ettiğinde hep boştur depo, ne zaman dolu olsa içinden oturmak gelir.

Kirli, puslu üstü yarım açık bir kapak altında duruyor evraklar el sürmeyeli kaç zaman olmuş bilmiyorum. Sorgulamıyorum.

Jant kapağı fırladı birden önümden, anlamadan kafamı çevirdim ve kırmızı bir arabanın kaldırıma çıkmış görüntüsü duruyordu. Yangın musluğundan yukarı yükselen suyun altında oynayan siyahi çocuklar şarkılar söylüyordu.

haya

Her nedense sabahları yumurta yemeden kahvaltı ettiğimde kendimi doymamış hissediyorum.
Böyle hep bir eksik yaşıyorum, çok güzel bir espriye tek başıma güldüğümde tam  sevinemiyorum.
Paylaşmayı çok isteyipte paylaşamıyorum.
Huzursuz endişeli bir hal içinde yalnız kalıyorum.
Soruların çengellerinde sallanıyor, tutunacak bir işarete rastlamıyorum.
Kim bilir belki benim hayatımın düzeni böyledir.
ya da her neyse…

Resim buradan alıntıdır.

Işık- SON

Sarıldı sımsıkı sarıldı daha çok sarıldı. Öptüm alnından saçlarından, yanaklarından, dudaklarından, kim bilir ne kadar uzun zamandır bu denli öpmedim onu. Camın önüne çöktük sarılmıştık, kıpırdayamıyorduk. Kenetlendik, gözümüz hiç bir şeyi görmüyordu. Ona onu ne kadar sevdiğimi ne kadar hatalı olduğumu söyleyemeden susturdu beni.

Konuşma lütfen sarıl sadece dedi. Daha fazla konuşamadım. Titriyordu, oysa kaloriferler yanıyordu, yerde sırtımızı dayadığımız petek sıcacıktı. Ben terliyordum. Üstüne bir şey getirmemi istedi. Hızlıca kalktım fırladım. İçlerinde ne olduğunu bilmediğim dolapları açtım, çekmecelere baktım, zaman kaybetmemek için yatağın kenarındaki battaniyeyi aldım, içeri koştum. Elimde battaniye odaya girdim. Oda boştu, cam açık. Korkarak cama koştum bakamıyordum dışarı, cesaretimi toplayarak aşağı baktım. Saçma düşünceler içerisindeydim neyse yanılmıştım. Bu kadar zayıf değildi. Balkon kapısı da açıktı.
Balkona çıktım. Korkulukların diğer tarafına geçmiş ağlıyordu. Göz göze geldik. Sakın dedim.
Sakın dedi.

Yaklaşma, bu kadarı yeter bile ben doldum, doydum. En iyisi bu olacak gücüm kalmadı artık.
Lütfen dedim, yapma dedim. Dinletemedim.
Haykırdım; yapma hayır,  yapma ne olur, saçmalama dur iyi olan şey bu değil, ne olursun beni ardında böyle sensiz, sessiz bırakma ne olur yapma. YAPMA!
Dedim, dedim dedim dedim dinletemedim … Özgürlüğe kanat çırpan bir güvercin gibi boşlukta süzüldü süzüldü. Kollarını iki yana açmış, sanki sahilde bana doğru koşar gibi ama uzaklaşarak. Seni seviyorum diyerek gidişini gördüm korkulukları sımsıkı tutmuş sıkmış kasılmış kalmıştım.
Aklımdan gitmiyor, gözlerinden akan yaşlar, bana bakan o gözler, her şey bir şekil, bir biçim halini almıştı. Artık her şeyini kaybetmiş biriydim. Uyuyamıyordum, ışığa bakamıyordum, sigara ve alkol her yerde yanımdaydı. Beni kim? Ne şekilde? Ne zaman buldu? buraya nasıl geldim?  hatırlamıyorum, biliyorum tamam, ama iyileşmek istiyorum. O geceden bu güne 1264 gün geçti. Pardon adınız neydi doktor hanım? Gözleriniz çok tanıdık, ben hatırlıyorum ben iyiyim ben, derse gitmeliyim.