Biz değilmiyiz her gün aynı yolları yürüyerek işe , okula , eve giden, çocukluğumuzu geçirdiğimiz sokaklarda pabuçlarımızı eskiten. Aslında o kadar rutine bağlamışken hayatımızı , telefonlarımızla uyanarak başlayan günlerimizi , 7 otobüsünü yakalama telaşımız , görmezden gelerek diğer yolcuları, durakta , farketmez belki markette alışveriş yaptığımız çalışanları görmeyiz . Apartmanda karşılaştığımız komşularımızı ki en sinir olduğumda budur benim , aynı bina da komşuluk edip merdivende yada asansörde karşılaştığında iki komşunun birbirini görmezden gelmesi nedir ? İçimizdeki insanlığa ne olmuş?
Şimdi yine ne oldu yazdın acaba bunları deme lütfen dediklerimi yaşıyorum yine yaşadım yine sinir oldum , ama yine özer lik yaptım bugün aslında onu yazmak istiyorum..
Taksim – kabataş arası finiküleri kullandım bu akşam , 4 dakika vardı ve sallana sallana sanırım 20 saniye de binmiştim finikülere. Ve içersindeyim yer var ama ayaktayım kitap okuma ile insanları inceleme arasındayım , kitap elimde açık insanları inceliyordum. 4 dakika kaldığınıda kalkış saatini gösteren elektronik bir saat vardır tam girişte oradan biliyorum (taksimden) ve sanırım yine bir yere yetişme acelesi olan ben yaşlarda uzun saçlı , top sakallı , küpeli bir genç koşarak geldi ve atladı finikülere nefes nefese. Ama finiküler duruyordu. Sanki limandan halatlarını ayırmış hareketlenen son vapura atlarsın ya büyük heyecanla son vapurdur adadan ayrılan , o şekilde atladı. Ama içindeydi ve hala hareket etmiyordu. Benim gözümde üst kattan içeri iplerle giren S.W.A.T ekipleri tadında bir giriş yaptı. Herkes döndü baktı. O nefes nefese hala duruyoruz. Demek okadar koşup atraksiyona girip atlamaya gerek yokmuş. Ki 3 ile 5 dakika arasında bir kalkıyor bu melet. ne kadar geç kalabilirsin ki, ya koşarken merdivenlerde birine çarpsan yada kendine zarar verecek bir hareket yapsan geç kalmak la aradaki zararı düşünsene.. Tutamadım kendimi gülmeye başladım. Hali çok komikti. boş koltuğu gösterdim ve geç soluklan dinlen biraz dedim. Yüzüme bakıyordu. Senden önce gelen olmadı rahatla artık sanırım sen birinci olacaksın dedim. Yüzünde bir gülümseme ve rahatlama vardı oturan aceleci gencin..
ekim 22′ 19:05:09
Tags: finiküler Posted in Yaşamsal
Beklediğimden daha kolay oldu. Belki de beklemek koydu. Yanlış olan inanmaktı olabileceğine , hiç olmadığın halde . Umutlanmak , sevmek , heyecanla beklemek artık benim olmayanı geri istemek. Bir hayalim vardı küçük çocukken , büyüyünce anladım hayaller sadece çocukkendi. Peri masalları sadece peri masallarında olurdu. Bizimkiyse ulusal kanalda yerli dizi furyasında boğulur. Ben öğrendim kabullenmeyi , kaderin bana getirdiklerini. Senle giden aklımın başıma geri geldiğini , her şeyin güzelleşmesini benim istediğimi ve bu isterler ki birbirinden şevkli ama dur demeyi de bilmeli. Sanırım artık yaptım. Fotonu da cüzdanımdan çıkardım attım.
ekim 18′ 19:40:56
Posted in Yaşamsal
Gerçek , yanılgı ve zaman..
Hayatımızın tutamadığı nefes boşlukları. Gerçektir. Kabul etmezsin, inanmazsın , kaile almaz umursamaz bakarsın yaşadıklarına.Söylerler , dalga geçer aldırış etmeden gülersin bakışlarınla. Kaygın çoktur aslında ama belli etmeyi sevmezsin. Ama bilirsin sende rol yaptığını , bunu bile zor kabul edersin kendi kendine işte bu gerçektir.
Zaman, biri ayağından çivilenmiş diğeri kuyruğundan iki asil kardeştir , akreple yelkovan. Kurtulmak için dönerler sağdan sola durmadan. Ki en çok yitirdiklerimizdir , kurtulmaya çalıştığımız an. Kinayesiz bir akşam saati terk ettiklerimiz ve biliriz ki geçtiğinde bir daha geri getiremeyeceğimiz sevgimiz. Asla tekrarını hatıralarda bile izleyemediğimiz bir yaşanmışlıktır.
Yanılgı , zaman içinde inandığımız gerçekler uğruna yaptığımız şeylerin aslında doğru olduğunu düşündüğümüzden yaptığımızın , fakat aslında boşa harcanan yaşamlar olduğunu fark ettiğimizde başlangıç ile fark etme anı içerisinde gelişen olaylar bütünü. Her masa ayağı dört bacak değildir dersin , kendine korkmadan ama sonuna bakarsın aslında anlarsın boş olduğunu.. İçimizi kaplar yoğun ve koyu gri bir sis bulutu artık çok geçtir…
ekim 18′ 19:20:17
Posted in Yaşamsal
Yurdumun güzel insanı için , bir kıyak yaptı güya istanbul ulaşım..
metrobüs hattı çekti ilk başta topkapı beşyol arasında. sonra uzattı uzattı uzattı. Bugün avcılardan biniyorsunuz söğütlüçeşme de iniyorsunuz. Peki beraberinde ne gibi sorunlar getirdi.
Duraklarda inen-binen yolcuların bekleyemeyeceği darlıkta duraklar,
Duraklara girmek ve çıkmak için kulllanılan merdiven sıkışıklığı ,
Yolcu kapasitesine yetişemeyen metrobüsler,
Durağın üstünü tam kapatamayan bir yağmur koruma sistemi ,
Kullanılmaya başladıktan onca süre sonra kazı işlemleri yapılan duraklar,
Çamura inen merdivenler, en kısa iki durak arasında en yüksek hızı kim yapacak zihniyetinde şöförler,
Saymakla bitmez….
Metrobüs hiç mi işimize yaramıyor diye düşünenler için yarıyor tabi , eğer merdiven sıkıntısından kurtulup , daracık durakta ıslanarak binmeye çalıştığımız tıka basa dolu metrobüse binebilirsek bizi ineceğimiz durağa kadar en hızlı ve adrenalin dolu bir şekilde ulaştıran tek toplu taşıma aracı olduğunu bende biliyorum.
Geçen sabah yenibosna durağından metrobüse binebilmek için tam 28 dakika bekledim. Her gelen metrobüs tıkabasa dolu sanırım çift katlı sisteme geçmeliyiz . Neyse ki bir kaç dirsek darbesi , bel kıvraklığı , dikkat dağıtarak bindim. Başka duraklarda ki örnek vermek gerekirse şirinevler duraağında sabah saatlerinde sanırım süreyi tam bilmiyorum o yüzden sanırım diyorum 10 dakika da bir boş araç kalkıyor. Bir nebze olsa da hafifletiyor. Ama çekilen çile aynı çünkğ duraktan kalkmadan tıka basa dolan boş araç durağın sadece bir kısmını alabiliyor yarısı bile değil ve o araç bir sonraki durakta duruyor oradaki insanların binmesi nerdeyse imkansız.. Nasıl bir çözüme gidilecek. İnsanları metrobüs kullanmak zorunda bıraktılar . Çile çekiyoruz.
Bir de anlatmadan edemeyeceğim , yeni metrobüsler de tekerlek üzerine oturup bağdaş kuran tipler , çağdaş kent ağalarına benziyorlar , Çok komik olduklarını fark etmiyorlarmı ?
Tags: iett, İstanbul, istanbul ulaşım, Metrobüs, metrobüs durak isimleri, metrobüs şikayet Posted in Yaşamsal
Gereği düşünüldü.
Kim için? Ne için?
Var olmamış hakedişler var kübün içinde. Birde anlık flaş yansımaları gibi gülüşler , gözyaşlarını gizlemek için. İstemdışı yalnız bir dışavurgun kibir hakim , kimse görmesin diye yazlık bir gömlek kış ortasında. Bugüne kadar biçbir işe yaramadığını düşündüren bu kişiler , çevre dediğimiz etken , sosyal topluluk , şans vermez sana asla. Halbuki bilmezler karanlığı neden bu kadar sevdiğimi. Neden kendim gibi olduğum anlar gecedir? Düşündün mü hiç ? Düşünsende bulacak kapasite var mı sende ?
Ay karanlıkta parlar… Bende herkes çekilince kenara , yatınca yatağına , sokaklar sessiz ve tenhalaştığında , köpek ve kedi sesleri yükselirken yukarıya orada oluyorum bütün doğallığımla…
ekim 15 ‘ 19:20:34
Posted in Yaşamsal
Kafam karışık , düşünceler bulanık , geçmiş karanlık.. Saatlerce baktığım bu yüzler bile hiçbir anı uyandırmıyor bende. Sevmiyorum bu durumları , herkese , herşeye yabancıyım. Ayaklarım ben farkında olmadan gezdiriyor beni. Doktor durumumun ciddiyetini koruduğunu ve hiçbir ilerleme kaydetmediğini söylerken kendi ciddiyetini de koruyordu. Asıl ilginç olan bu söylediklerini tek başıma dinlerken bana anlamsız gelmesi , halbuki yıllarca yanımda biriyle gitmişim gibi geliyor. Zaaflarım var benim hiç merak edilmeyen anlamsız şekillere , bugünler de ne de çok var etrafımda.. Defalarca sordum kendime bıkmadan , usanmadan , yılmadan , çekinmeden , aldırmadan , korkmadan , inanmadan ve her defasında farklı bir cevap vermeyi de nasıl becerdiğimi çözemeden hayrete düşmeye alıştım. Ve şimdi tekrar soruyorum kendime içim yine aynı heyecanla , aynı korku ve tedirginlikle doldu. Cevabı ben bile korkarak veriyorum. Böyle bir şeyi ben cevaplayamazken senin cevaplaman hiç kolay olmaz.
-Acaba ile yaşayabilir miyim?
Bu sorunun cevabını vermeden , almadan hayatım boyunca kısır bir döngü ile karşıma çıkmaz mı ?
İşte sana dedim ya karışığım aklımda sadece bir kaç fotoğraf karesi var düne ait. Alışveriş merkezindeki toka satan mağaza ve insanların kaydığı bir buz zemin kenarında duran masalara oturulmuş yemek yeniyor. Ve bir gün batımı sadece… İki gün önce buz pisti olduğunu öğrendiğim yeri buldum ve ziyaret ettim. Aynı masada oturdum yemek yedim.. Hatıralar pek bir gözümün önüne geldi. Bugünde tokacıyı keşfettim. Dükkanın önünde 3-4 dakika kıpırdayamadım. Ne ileri , ne geri , ne de içeri girebildim. Yemek yemek kadar kolay olur sanmıştım ama olmadı. Hatıralar her zaman yanlarında güzel şeyler getirmiyormuş…Dokuzyüzdoksanbeşgünyirmidörtsaat..
ekim 10′ 20:10:12
Posted in Yaşamsal
Süreçler yada tek bir süreç nasıl yada ne şekilde olmalı , ne yapacağım konusunda kararsızlıklarım var aslında…
ekim 01′ 19:00:00
Posted in Yaşamsal
Otobüs en sonunda bir tesiste ara verdi. Şehrin doğusuna doğru gidildikçe konfor düşmeye başlamıştı. Otobüsten aşağı indiğimde ayaklarım tutulmuş gibiydi. Gün yeni ağarmıştı. Güneş sabah ayazlığını henüz yenememişti. Çeşmede elimi, yüzümü yıkadım. Benim köylerde rastladığım taş çeşmelere karşı tarifi farklı bir his kaplar içimi.. Ne zaman böyle bir çeşme görsem içimi anlamsızca sarar o duygu. Kollarımı açıp güneşe doğru esnedim. Hmmmm…. bu koku yeni yakılmış odun sobasından geliyordu.Bu koku , bu eski yapılar beni sanki çok eski zamanlara geri götürüyor. Koku burnumdan girdiği anda beynim bir yolculuğa çıkıyor ve bilmediğim , görmediğim yerlere doğru mutlu oluyorum.. Bu zevkime karnımın zil sesi dur dedi.
Kahvaltı yapmam gerekiyordu. Ve hemen açık havada bulunan masalardan birine geçtim. Sahanda yumurta , bir demlik çay , tereyağı , bal , kaymak , koyun peyniri , ekmek , zeytin , hem çizik hem de sele , gözleme , bir domates , bir salatalık ve bir biber sanırım güzel bir ziyafeti haketmiştim. Siparişimi alan kırmızı yanaklı , boncuk gözlü ayağında çiçek işlemeli bordo-siyah fistanlı , henüz 16 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim kızcağız şaşkınlıkla söylediklerimi not alıyordu.Yemek yemeyeli 26 saat olmuştu. Kıza yalnız olmadığımı söyleyerek suratındaki ifadeden kurtarmıştım. Olmama ihtimali çok yüksek olmasına rağmen “vayles” varmı dedim. Bakışlarından cevabımı aldığımı düşünürken , ” Evet” dedi ve şifrenin ne olduğunu söyledi bana….
ekim 01′ 18:25:17
Posted in Yaşamsal
Gündoğmaya başlamıştı. Otobüs terminalinde bekliyordum. Girişteki ana kapının hemen sol köşesinde bulunan hediyelik eşya satan dükkanın önündeki banklarda oturuyordum. Duvardaki prizlerden birine bağladığım dizüstü bilgisayarımın şarj olmasını bekliyordum. Aynı zamanda şifresiz yayın yapan bir otobüsün kablosuz ağı sayesinde internette son gelişmeleri takip ediyordum. Zamanım çok kısıtlıydı. Fazla dikkat çekmeden bilgisayarımı toplayıp otobüsteki yerimi aldım…
eylül 23′ 18:10:56
Posted in Yaşamsal
Geçöişten hatırımda kalan çok fazla bir şey yok aslında . Tuhaf eski bir abajur , kırık tahta bir kapı , paslı bir lavabo , sifonu bozuk tuvalet , tamamlanmamış bir puzzle gibi kafamda duruyor. Ne ile ilgili olduklarını daha önce nerede gördüğümü bile hatırlamıyorum. Kafamda gezen sahipsiz fotoğraflar bunlar… Tek şeritli bir otoyolda araç sollamış gibi rahatsız ediyor beni . Kısa kesik kesik ötüyor su ısıtıcının buhar düdüğü , kahve zamanı geldi. Dengemi toplayabilirim sanırım. Biraz kruvazen ve ahududu reçeli harekete geçmemi sağlayacaktır. Dünkü market alışverişide hala masanın üzerinde torbalarıyla duruyor…
eylül 17 ‘ 11:15:27
Posted in Yaşamsal