SÖZ

Ocak 26, 2012 - 12:28 pm No Comments

Rutubet kokusu sarmış dört duvarı, spor salonu saunalarına benzemiş afişlerle döşenmiş duvarlar.

Islanmış, düşmemek için hayatının savaşını veren posterler, oda içinde gezinen örümcek adamdan kalma ağlar sarkmakta tavandan.

Pus olmuş, sus olmuş, her şey başka kusmuş duvar, hayır karşı değiliz ama savunmuyoruz da.

 

Resim buradan alıntıdır.

öyle arası

Ocak 14, 2012 - 11:18 am No Comments

İnsan ve hayvan kimi zaman ardımızdan koşan, bakmadan, aniden doğan, kuşkulu ve hızlı nefes alış verişler, telefon kulübesi önünde sıra beklemek, arayacağın bir kişi olmadığını bile bile, lades denir.

Ağzında durduğun ıslak ve sisli yokuşun sonunda, seni beklediğini bilerek, ürünü görmeden aşağı doğru yavaştan hızlanarak koşmak.

Ve daha önce milyon kez içine çektiğin o eşsiz güzellikteki yeşilliklere ait koku bahçesi esansları ile nefessiz kalma sersemliği.

Bağcığı çözülmüş ayakkabı teki gibi endişeli gülümseme hali yüzünde ve hiç çıkmayacakmış hissi ile kendine cesaret aşılama gayreti takdire şayan.

Metamorfoz

Aralık 21, 2011 - 2:35 am No Comments

*Bir düşünce peşinden koşmaktansa, bir koşu sırasında düşünmek her zaman daha iyi olmuştur.

*Öncelik sıranı belirle, yoksa kendi sırasını belirler.

*Geride durmaktan korkma geriden zarar gelmez.

*Kibirini yen, hayat karış sende müzeyyen.

*Marifet kalbini boş tutmakta değil, beynini boş tutabilmekte.

*Keşke sevgi ve mutluluk gibi değerler fatura tadında aylık düzenli gelse, ilgi göstermeyince faiz işlese daha da büyüyüp gelse karşımıza.

Resim buradan alıntıdır.

Kaç

Aralık 13, 2011 - 2:44 am No Comments

Çıkıp yürür oldu bilinmeze doğru! Kim yürürken ayaklarının altında ezdiği yaprak seslerini duymaz.
Bahar olduğunda yerlerde olmayacak, zaman soğuk bir hava dalgasının hala etkisi altında olduğumuz bir süre de seyretmekte.

Muhittin daire de kazandığı maaş ile ay sonu elektrik, kira ve diğer faturalarına, çeki ile aldığı odun sıkıntısına katlanmaya çalışıyordu. Bunları unutmak için atıyordu kendini sokaklara. Borç birikmiş, alacaklı kapıya ha geldi ha gelecekti. Çözüm aramaktan başka şeyler yapmalı çözüm bulmalı olanlara. Düşünmekten uyuşmuştu beyin damarları, yavaş çekimde akıyordu düşünceler, durdu.  Salon da yemek masasının yanındaki dedesinden kalma vitrinin orta rafına gözü takıldı. Yerinden kalkıp vitrine doğru yürürken kontrolsüzdü. Rafın önünde durdu. Annesinden kalma normalden büyük renkli çakmaklar ve kül tablaları arasında, dedesi ile babasının vesikalık fotoğrafları duruyordu. Her iki fotoğrafa bakıp isyan etmek istemişti. Dedesinden babasına, babasından kendine kalan bu evde yaşadıklarına içindeki her şey ağzından bir nefeste fırlamak istiyordu. Vitrin camında kanlanmış bakışlarını gördü. Gaz lambasını söndürdü. İçindeki tüm yakarışlara rağmen sessizce yatağına girdi. Çok değil bir kaç saat sonra daire de görevinin başında olması gerekiyordu. Susarak ve kabullenerek yaşanmamış saydı aklından geçen onca şeyi ve sabah işe gitmesi gerektiği için uyumayı tercih etti.

Resim buradan alıntıdır.

Fark

Kasım 26, 2011 - 8:32 pm No Comments

Farkındayım evet farkında olmak kadar güzel bir şey yok. Yaptıklarım yapacaklarım yapıyor olduklarım.
Farkındayım, kendimi olmayacağını düşündüğüm maceraların bile olacağına inandırıp kahramanı olmaya çalıştım.
Küçüklüğümden beri nedenini bilmem ama hep kahraman olmak istemişimdir. Ağaca kaçan arkadaşımın topunu uçarak almak istediğimde 5 yaşından büyük değildim, arabanın altına kaçan kediyi çıkarmak için arabayı tek elimle kaldırıp kediyi almak istediğimde 6 yaşını doldurmamıştım. Hep doğa üstü güçlere sahip olup yaptıklarımla bir halk kahramanı olmasam da kendi çevremin kahramanı olayım derdim. Ara ara daha az tutarlı hayallerle ilgi odağı olma isteğim gün yüzüne çıkıyor ve bu düşüncelere dalıp gidiyorum.  Egosu olan biri olduğumu düşünüyorum ama yok tam olarak o değil, belki kendimi hep eksik görüyorum farkında olmadan, bu eksikliği kapatmak adına kuruyorum bu düşünceleri kafamdan.  Hissetmemeyi öğreniyorum, insan hayallerinde aradığı kahramanı olduğu hikayeyi beklemediği bir şekilde bulabiliyor.Bende eksik hikayemin devamını buldum sanırım. Egolarından arınmış, bencil olmayan kendinin derdine düşmemiş bir hikaye bu, kahramandan çok sakar yardımcı rolündeyim.  Evet sizde fark ettiniz kahraman olmak istemiyorum. Şu fikri sevdim, benim kahramanım olduktan sonra ben yardımcı olduğum bir hikayenin hayalini kurabilirim. Dedemin anlattığı hikayeler gibi bitsin sonu yeter. “Ve kahramanlarımız yeni maceralara atılmak üzere gün batımında yine yollara düşer.”

Bekle ve Gör, Yaşa ve Anla…

Kasım 26, 2011 - 8:19 pm No Comments

Her şer bitiminde getirir bir derler ya.. Bu lafı çok iyi bilen biri olduğum halde hayır gelene kadar şer’in etkisinde üzülür, büzülür kalırım köşelerde…

Hayır gelince yaşanmamış gibi onca keder, sıkıntı tasa, kaybolur bırakır yerini eğlenceye, mutluluğa.. Demem o ki sana aldanıp kalma karda kışta kapıda, gir hemen bulduğun odaya…

Ne demiş şair; garip bir ağustos tadı damaklarımda, ya ağustoslar bozuldu, ya da ağzımın tadı.

Geç gelen

Ekim 22, 2011 - 11:23 am No Comments

Aramıyorum sanıyordum,

Bulana kadar,

Bulunca her dakika onu nasıl aradığımı anladım.

Anladığımda onu bulmuştum.

Her saniyenin onda birinde

Aklıma gelip girdin,

Ne bir ilaç ne bir terapi,

Çare olamadı

Bulduğumda anladım,

Her şeyin senle başlayıp senle son bulduğu.

Resim buradan alıntıdır.

Görünmez

Ekim 15, 2011 - 1:29 pm No Comments

Saat 6 yada 7,
yani 6 ile 7 arasında bir yerlerde.
Bildiğim seni bana geri getirmeli,
Götürdüğü gibi getirmeli.
Saat 6 yada 7,
Durmak bilmemeli,
Galiba yedi,
Sevemedim gitti,
Varsın gitsin ama geri gelsin .
Saat 6 yada 7,
Bu saatler belli;
Ne yaptığımla yapmadığım görülmeli.

Resim buradan alıntıdır.

El yordamı

Eylül 6, 2011 - 10:23 pm No Comments

Cızırtısı yüksek beklentisi düşük kimin kime durmadan söylediği yeşil çimenlere uzanmış, papatyalar etrafını sarmış, halbuki güzel bir rüyaymış. Alarm çalmış. Uyanmış. Yol kenarı üzerindeki çıkıntılı bir kaldırım taşına çömelmiş, vazgal ile kaldırım arasına sıkışmış bir izmariti, az evvel yediği pamuk şekerden arda kalan sarı çubuk sopa ile yerinden oynatmaya çalışırken buldu kendini. Hafif müziği, gürültülü egzozu abartılı parlak jantlı bir araba virajı aldı. Hareketlerine devam eden araç ve sopalı genç, yeni döküldüğü halde yer yer küçük kraterler oluşmaya başlamış asfaltın kraterlerinden birinde hazır kıta beklemekte olan su birikintisinin, biri gelse de fırlasam isteği ile janjanlı arabanın lastiği buluşur su birikintisi ile kraterde, sigara izmariti ile oynamakta olan keyifsiz ve dalgın düşüncelere kendini bırakmış adını vermediğimiz yazının kahramanı olan şahsın başından aşağı ıslanma görevi başarılı bir şekilde sonuçlanmıştır.
El yordamı ile yoklayarak ceplerini, küfür yordamıyla söverek hecelerini, hem rahatlamış, hem ıslanmış hemde ayıldı.

Görsel buradan alıntıdır.

Ağustos…

Ağustos 8, 2011 - 9:52 pm No Comments

NE nerede niye nasıl niçin kim kime dum duma hopa küte pata derken zaman geçiyor.

Evet hayat aslında böyle akıp gitmekte, yapmak istediklerimiz, hep yapacaklarımız listesinde kalmakta. Zamanı boşa, zamanı doldurmuş olmak için doldurmakla, haybeye geçiriyoruz. Hep bir halk koşusunda göğsümüzde numaramız arkadaşlarımızla katıldığımız bir pazar maratonu tadında yaşıyoruz. Her gün yarın ne yapacağımızın hayalini kurup, planını yaparken o günü nasıl da boş geçirdiğimizi anlamıyoruz. Elle tutulur neler yapıyoruz.  Şimdi 30 saniye düşün,  öğrenmek istediğin dil, çalmak istediğin müzik aleti, dans kursu hep yapacağım çok istiyorum diyorsun değil mi? Evet bunlar herkesin aklına gelenler zaten bir de bazılarının aklına gelenler, yalan söylemeyeceğim, daha dürüst olacağım, işim de kariyer sahibi olacağım, sigarayı bırakacağım gibi birincil etken olan isteklerimiz, yazmaya kalksak daha neler çıkar kim bilir. Demem o ki bu sefer de bunları düşünmenize ben sebep olayım, bir iki saat düşünün nasıl olsa yarın sabah hiç bir şey değişmeyecek, nereden mi biliyorum bende sizdenim merak etmeyin. Bunları bu kadar rahat yazmamın sebebi saydıklarımın en az hepsini bende yapıyorum 🙂 Belki bir şeylerin ayrımına karar veririm diye yazıyorum. Sadece acı bir tecrübe olmadan anlayamıyoruz biz bunları.

Not: Resim buradan alınmıştır.