Archive for the ‘Yaşamsal’ Category

geveze again

Temmuz 14, 2009 - 10:59 am No Comments

Geveze…

Power fm ‘in en neşeli dj ‘i .. sabahları o pozitifliği yıkıp geçiyor.. Bugün size gevezeyi övmeyecem böyle bir şeye gerek te yok zaten.. Bir kaç haftadır yazacağım diyorum fırsat bulamıyordum… Ama bu sefer yazıyorum…

98-99 yılları hala iyi hatırlıyorum.. Kıraç  beldesinde lise stajyeri olarak çalışıyoruz. Ve bir otomobil ile 5 kişi fabrikaya gidiyoruz.. aynı ekip akşamları dönüyoruzda .. Sabahları uyumayı tercih ettiğim için hangi radyo açık umursamazdım.. ama akşamları geveze dinlerdik.. Yanlış hatırlamadığımı umarak number one fm de çalışıyordu.. Ve akşamları işbirlikli telefon işletmesi yapardı… Çok eğlenceli geçerdi yolculuğumuz ..

Bir kaç haftadır denk geliyorum. Tekrar başlamış ve sabahları dinliyorum.. Çok eğlenceli bir adam olan geveze yenilikleri ile gündem de kalıyor.. Muammer abi tiplemesini bir karakter gibi kullanmaya başlaması da fena olmamış.. ve sürekli nedim in peşindeki sapık durumunda… Ama eskilerden compela olsa da dinlesek dediğim çok oluyor.. Özledik eski karakterlerinide..

Geveze yaptığı işi çok sevdiği gibi sosyal sorumluluklar konusunda da çok iyi.. Buradan kendisine tekrar teşekkür ediyorum .. Yayın hayatında başarılar dilerim..

Bilmeyenler için   h.içi her sabah 06:00-10:00 arası 100.00 Power fm de dinleyebilirsiniz. Cumartesi sabahları da best of geveze ye takılıp haftanın en iyilerini dinleyebilirsiniz..

Biraz Kişisel…

Haziran 23, 2009 - 4:20 pm No Comments

Bu haftasonunu inanılmaz güzel geçirdim. Uzun zamandır görmediğim dostlarımı gördüm. Daha üniversiteye hazırlanırken bana bas gitar diye bir şey olduğunu öğreten müzik grubumuzun değerli insanlarını gördüm.  İçkiler doldu doldu boşaldı. Kahkalar eski günler derken epey bir şeyler geçmiş aklımızdan , beynimizin en ücra köşelerine saklanmış hatıraları bulduk çıkardık beraber izledik dinledik.. Kuzenimle beraber motorla gezinti yaptık.. Yarış motorundan sonra normal motora alışmak sanırım zaman alıcak.. Honda dan aldığım tadı adrenalini alamadım ama ,  az yakıt tüketimi yüzümde gülüceklere sebep olmadı değil :) … evde yapılan balkon sefası cabası…  pazar gününe erken başlamak ayrı bir tad veriyor bana , ama alışverişle başlamak daha da iyi geldi ,  her zaman alışveriş öncesi çıkar gezerim , mağazarlarda ne var ne yok bakarım , fiyatlarını inceler bir sonraki hafta gidip nokta atışı alışveriş yaparım.. :) bu hafta pek biraz dışına çıktım , vitrinde bana el sallayan beni al beni al diyen gömleği almadan sanırım uyuyamazdım.. :)  Kravatından ayıramazdım gömleği , bu kadar acımasız biri değilim öksüz bırakamazım onu da aldım.. Kuzenlerle geçen güzel bir hafta sonu kafa dinginliği haftaya iyi başlamama sebep oldu.. Ki aldığım iyi haberleri burada yazmak istemiyorum nazara inanırım ayıptır söylemesi..  O yüzden haftaya çok güzel başladım.. Başlamasını da çok istiyordum belki onunda etkisi vardır kimbilir.. İlkgün beklediğimden güzel geçti ve aldığım haberlerle coştum.. Beklediğimden daha iyiydi. Bugünde fevkalede güzel bir gün dü benim için.. Heleki sabah aldığım haber yine buradan açıklamıyorum yarınımın bile güzel geçmesine sebep oldu . Şu an herşey düzgün ve güzel umarım bir aksilik çıkmazsa haftasonu enfes bir tatil bekliyor.. Kendimi şehirden uzaklaştıracağım ve mavi sularda kendimi keşfedeceğim.. Çadırlar hazır…  Umarım sizinde istedikleriniz olur , uzun zamandır ihtiyacım olan bir şeydi bu.. :)  Herkesin haftasının gününün hayatının daha iyi geçmesini dilerim.. :)

Olması gerektiği için..

Haziran 12, 2009 - 2:37 pm No Comments

Bugün ,

“Aslında hissetiklerim ile beklediklerim , ve en önemlisi birikimlerim birleştiğinde mutlu olamıyorsan eğer bu işte bir yanlışlık vardır. ” dedim kendi kendime.. Sen baktığın pencereden aynı manzarayı görmüyorsan ,  Sen aynı sahneyi izlerken birlikte ağlamıyorsan, karşılaştığın komik duruma birlikte gülemiyorsan, ki en önemlisi sen kalbinle bakarken baktığın gözün içinde kimse yoksa , sen uyurken kolun boşsa , sen sarhoş olurken o ayıksa , sen alışveriş yaparken o yanında değilse , arkadaşlarınla eğlenirken oradan sıkılıyorsa , bu işte bir yanlışlık var dostum..

Bu hislerim üzerine tabiri caiz olan bir yazıyı da yazımın altına eklemek istiyorum.

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıklarının onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla karşılaşabilirsin. İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.”Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.”Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık okadar kötü bir ley değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası. Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

Nazım Hikmet RAN

YDO

Haziran 1, 2009 - 12:40 pm 2 Comments

aslında bu satırları yazmaya başlarken aklımda bir şey yoktu. ve bunu belirtmek istediğim için bu satırları yazıyorum. Yeniden doğmuş olmak .. geçen hafta geçen o sisli buğulu rüzgarlı dönemi şöyle bir çırpıda attım üstümden geçti.. kurtuldum neyse uzatmadan yazının asıl amacına dönelim..bugün 1 haziran yılın tam ortası diyebiliriz benim için, sıcaklar başlamak üzere sınav stresi geride bırakılmış. yaz sezonuna merhaba demişiz şirket olarak .. kuşlar börtü böcek oh oh ne güzel memleket.. artık daha fazla uyuyor kendime daha fazla zaman ayırıyor olacağım. Bunun için ayrıca seviniyorum.. bu seneyi daha az faal geçirmek istiyorum. hafta sonları adalar , bilumum çevre illerdeki gezi alanları , çadır kurulabilecek değişik yerler, dinleneceğim ve dinleyeceğim kendimi..

Şimdiden planlara başlıyor bir çizelge çıkartıyor olacağım.. herkese tavsiye ederim en azından her ay bir haftasonunuzu gezerek dinlenmeye şehir gürültüsünden kurtulmaya adayın.. İnanın size çok şey katacak..

Yaşasın Reform hareketleri…

SANMAN CÂH İTMEGE GELDİK

Nisan 22, 2009 - 6:12 pm 1 Comment

Sanmam ki taleb-i devlet ü câh etmeğe geldi

Biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik

Sad kafile şekvâ ile âzâr-ı felekten

Âyîney-i dîdâra nigâh etmeğe geldik

Ey hâce günâh isenazar rûy-î bütâna

Biz âlem-i îcâda günâh etmeğe geldik

Hâr olmasun âdâ ki bu gülzâr-ı fenâya

Bir gül koparıp zîb-i külâh etmeğe geldik

Bu meykedey-i mihnete AVNÎ gibi bizde

Hâl-i dil-i şeydâya tebâh etmeğe geldik

Yenişehirli Avni (1827-1884)

Ayrıcalıklı Müşteri

Nisan 20, 2009 - 11:02 am 2 Comments

Müşterilerinin değerini bilen onları memnun bırakmayı görev edinmiş kuruluşlar müşterisini para olarak görmez. Müşterisini işletmesinde aldığı hizmetten mutlu olduğunu görmesi para kazanmaktan sonra gelir..

Şimdi bunları niye yazdım ? geçen yaz yazdığım Taksimin yeni incisi Küçük Beyoğlu  yazısında da bahsettiğim çok güzel bir sokak  beyoğlunun arkasında saklı kalmıştır. Ünü gitgide büyümüş ve hızla yayılmıştır.. Oraya gitmekten çok keyif alan müşterilerinden biriyim… Haftanın en az 2 gününü orda geçiriyorum.. 17 nisan akşamı bir arkadaşımla küçük beyoğluna bir şeyler içmeye gittim. İçkilerimizi yudumlarken biri masalara kartvizit bırakmaya başladı.. Kimin koyduğunu görmedim. İlk önce dışarıda oturma yeri olan sıradan kafelere gelen kalem , oyuncak gibi şeyler satmaya çalışan ve üzerinde duygu sömürüsü yapılarak yazılmış bir kart olduğunu düşündüm.. Halbuki küçük beyoğlunda o gece fabrikanın birinci katındaydık.. Zaten sokağın içine bu tip satıcıları almadıklarını biliyorum barın içine nasıl girdiler diye şaşkınlık içinde hızlıca beynim düşünüyordu.. Merak ettim ve hemen kart viziti aldım ve okudum.. üzerinde büyük puntolarla “ÜCRETSİZ SHUTTLE ” yazıyordu.. Şaşkınlığım yerini yüzümde bir tebessüme bırakmıştı… ve çok memnun olmuştum.. Ege’de Akdeniz’de , tatil beldelerinde otellerin müşterileri için şehir merkezine yada eğlence mekanlarına kolay ulaşması için yaptıkları ücretsiz yolcu taşıma uygulamasını istanbulda taksimde bir bar işletmesi , bir sokağının yapması beni etkilemişti. Çok iyi düşünülmüş ve hesaplanmıştı.. Geneli öğrenci olan müşteri kitlesi için okullarından küçük beyoğluna ücretsiz servis konması bir çok gencin buraya gelme isteğini tetikleyecektir.. Yaptıkları bu pazarlama çalışması için küçük beyoğlu işletmecilerini ve bu fikrin sahibini buradan tebrik ediyorum… Bir kere daha kalbimi fethettiniz…

Ücretsiz Shuttle Saatlerini aşağıdan bulabilirsiniz..

Boğaziçi Üniversitesinden Küçük Beyoğluna Kalkış…

Cuma-Cumartesi 14:45  16:45  18:45  20:45  22:30

Küçük Beyoğlundan Boğaziçi Üniversitesine Dönüş….

Cuma-Cumartesi  22:00  23:30  00:30  02:30

İletişim : 539 244 16 76

İtü’den Küçük Beyoğluna   Kalkış….

Cuma-Cumartesi  15:00   17:15    19:15    21:15    22:45

Küçük Beyoğlundan İtü’ye Dönüş….

Cuma-Cumartesi  22:20   23:30   01:00   02:30

İletişim : 537 643 25 35

Polis Haftası ..

Nisan 10, 2009 - 10:13 am No Comments

Bu sabah diğer sabahlara göre daha erken kalktım. Çünkü akşam bağlarbaşında bir arkadaşımda kalmıştım.. Tadına doyamadığım yazgan ‘ın karadut şarabının tadı sabah hala gitmemişti.. Sanırım alkolünde etkisi ile işe geç kalmamak için erken kalkmıştım… Sabah evin neşesi Çinko (ZN) beyfendi ile aynı yatakta uyandım.. Kendisi dur durak bilmeyen evin altını üstüne getiren ayak fetişisti bir yavru kedidir.. Duman rengi tüyleri göğüs kısmına doğru beyazca , kulaklar dik , bağlarbaşındaki eski ahşap binanın 2. katındaki ayak tıkırtıları ve çinkonun koşma sesleri ile sabaha günaydın dedi.. Çorabımı bile giymeme fırsat vermeyen çinko , aslında oyun sever olduğu kadar da misafir perverdirde.. Ben çıkarken iki kat inip beni uğurlamaya kapıya kadar  gelmeye hiç üşenmedi.. Evet yüzümde gülücekler , sabah enerjisi yüksek , uykusunu kedi gibi başka bir kedi ile aynı yatakta almış , ve akşam ki hoş sohbetten kalan son cümlelerle yürüyordu.. Sokakta okula gitmeden son sigaralarını içen liseli kızlar , nalbur mustafa dan fırça yiyorlar… Turşucu irfan a günaydın diyorum ve yoluma devam ediyorum.. ışıklarda bekliyorum ve bıyıkları terlemeye daha yeni başlamış bir genç değişik bir üniforma ile ışıklarda trafiği yönetiyor… Gözlerim etrafta kamera arıyor … Ama bulamıyorum , kafamda bir dizi sahnesi çekildiği arkadaşında trafik polisini canlandırdığını düşünüyorum .. Tam da o sırada bir chevrolet bu ihtimali kafamda canlandırmıştı.. ortada kamera set yönetmen yok ozaman bu polis memurunun ne işi vardı böyle bir kıyafet içinde yada gerçekten polis memuru muydu? Derken zeynep kamil istikametinden bana doğru gelen 500Kadıköy-Cevizlibağ ÖHO ‘ne bindim ve yolculuğuma başladım.. Kafamda memur gerçekten varmıydı gibi düşünceler gezmeye başladı.. Şarabın etkisi hala sürüyormuydu? Köprü yolu üzerinde bir memur daha gördüm… Allahım şaka bigi sadece ben mi görüyordum bu memurları diğer insanlara neden tuhaf gelmiyor.. Çok sıradanlaştı monotonlaştı hayatımız etrafımızdaki bu değişiklikleri bile göremeyecek kadar mı ? Köprü den grup halinde polis memurları.. dayanılmaz olmaya başladı bu… Trafikte…  Mecidiyeköyde iniyorum otobüsten yürümek istiyorum… Mecidiyeköyde bir trafik lambası dibinde bir memur daha… Sonra tarfikte duran bir araç içinde şöför mahallinde oturan gördüm.. Sanki artık herkes öyle görünüyordu.. Metrobüs girişinde 10 larcası… Hayırrr kabus mu bu …. Birden duruyorum ve aklıma bir şey geliyor çok sevdiğim polis olan canım kuzenimin facebook mesajı ” Polis Haftası Kutlu Olsun” ……… Taşlar yerine oturdu bu hafta polis haftası muhtemelen bugünde polis teşkilatının kuruluş günüydü… Derin bir nefes çekiyorum ve ohhh diyerek rahatlıyorum…

10 Nisan 1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir noktadır. Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiü’l Evvel 1261)’den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir.

Burdan başta kuzenim sonra tüm polis teşkilatını kutluyorum…

Günce…..

Mart 24, 2009 - 2:27 pm No Comments

Meni Candan Usandırdı

Cefadan Yar Usanmazmı

Felekler Yandı Ahımdan

Muradım Şem’i Yanmazmı.

Fuzuli….

Zaman….

Mart 6, 2009 - 3:51 pm No Comments

Günlerden beş mart iki bin dokuz zaman doksan ,

Akrep yelkovanı kovaladığından

Aslında yaşananlar hep noksan ,

Belki Yanımda olsan ,

Kollarında uyusam

Yıldırmasan

İstemeden yine her şeye burnunu soksan ,

Ama ben sana kızmasam,

İçtiğin her sigara ile ciğerlerine ben dolsam,

Ve hıçkıra hıçkıra bağırsan ,

İçinden gelenleri durdurmadan

beni seviyorsan,

Bu sefer ağlamadan ,

Kafanda benden başka bir şey olmadan ,

Sıcak odanın küçük balkonundan

Atlamadan

Durup anlasan

ya gerçekten yoksan ,

Olmasını istediğin olamamışsan,

Vazgeç Üşengeç olmaktan

Kuracak hayal bulamadıysan

Ki Kimisi de korkar bulamamaktan,

Bulmak için uğraşmaktan,

karanlıktan ,

Yalnız kalmaktan,

Yalnız bırakılmaktan,

Aldatılmaktan, aşkını anlatmaktan

Uçaktan,sarılmaktan, aşktan , yardan , dardan , zamandan….

En başından , çaresiz kalmaktan,

Kulağını fısıldadıklarımı dinle bu sefer uyumadan…

alarm çalmadan

Uykumu tam alamadan

Öpmeye doyamadan

Uyandırmaya kıyamadan

Ses çıkartmadan

Ayrılmasam yatağından …

Sen daha gözlerini açmadan…

Git gidebiliyorsan..

Senle olan anlar kalmasa hep noksan.. Zaman olmuş doksan…

Rakının dibine vurma saati…

Şubat 25, 2009 - 10:42 am No Comments

Takvimler, 1923′ü gösteriyor. 
Adres….., numara 248, Kordon… 
Naim Palas… ikinci kat… 
Cumbada oturuyor Mustafa Kemal. 
Sevmez fazla yemeği. 
Leblebi var yine önünde… 
Garson titriyor. Çünkü çocuk, Rum. 
Sesleniyor Gazi, şefkatli bir ses tonuyla… 
Vre Dimitri’ diyor, ‘gel bakayım.’ 
Çocuk, ‘buyur Pasam’ diyor, ş’lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesi’yle. 
‘Sizin Kosti’ diyor… işgal sırasında izmir’e gelen Yunan Kralı 
Konstantin’i kastederek.. . 
Sizin Kosti, geldi mi buraya? 
Geldi pasam… 
Oturdu mu bu masaya? 
Oturdu Pasam. 
Güneş batarken rakı içti mi? 
içmedi Pasam. 
Bu cevap üzerine rakısından bir yudum daha alır ve gülümseyerek sorar: 
Eee.. o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye almış izmir’i?

Bu yazı bir grup genç için 6 Mart ‘ı  Unutmasınlar diye yazılmıştır…(Mart ın ilk cuması)