Archive for the ‘Yaşamsal’ Category

Uyku

Ekim 18, 2010 - 12:57 pm No Comments

Stres, sıkıntı ve huzursuzluk verecek tüm bulutlar sanırım etrafımı sarmıştı. Yer yer diye tabir edebileceğim yer odamın iç kısmıydı. Belki de çok sigara içmiş durumu fazla abartmıştım. Neyse dedim, saatimi 08.30’a kurup uyumak üzere yatağıma uzandım. Duştan çıktığımda saçlarımı kurulamama gibi bir huy takınmıştım son zamanlarda. Bu gecede durulamadım. Lastik bir toka ile bağladım ve yastığımı nemlendirmeye başladım. Önce sol tarafa döndüm, takribi 15 dakika, sonra sırtüstü böyle de 5-6 dakika geçtikten sonra, sağa döndüm. 10 dakika kadar da böyle denedim olmadı. Yüzükoyun uzandım. Koyun diyince aklıma çitlerin üzerinden atlatılan koyunlar geldi. Gözlerimi kapattım ve koyunları nereden bulacağımı düşündüm. Önümüz ramazan bayramı, kurban bayramı olsaydı kolaydı. Otogara gittim. İç Anadolu otobüslerinden birine bilet aldım ve bindim. Otobüsler de uyuyamıyordum. Zaten rüya içinde rüya da hoş olmazdı. Nereye gittiğimi bilmiyor, koyunları nereden bulacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Saatler geçmiş bayağı yol kat etmiştik. İkinci mola verilen yerde indim ve tesislerin arkasına dolandım. Birkaç inek gördüm, heveslendim koşmaya başladım. İneklere sordum “Buralarda koyun var mı?” anlamsızca yüzüme bakıyorlardı. “Ne diyor ulan bu” der gibi. Durumu izah ettim, “Uyuyamıyorum, uyumak için koyunlara ihtiyacım var, uzun yoldan geldim.” dedim. Durumuma acıdılar ve beni yanlarına alıp bir tepeye götürdüler. Gecenin bir yarısı dört inek bir de ben beş inek tepe üzerinde bir çiftliği dikizliyoruz. “Bizden bu kadar aha koyunlar uyumak üzere git n’apıyorsan yap.” diyip yanımdan ayrıldılar. Çomar’a dikkat! Son bir nefesle. Tepeden aşağı lay lay inmeye başladım. Tam çitlere geldim. Karşımda çok yaşlı ama bir o kadar da zinde gözüken, bir çift göz, “hop bakalım hemşerim bu saatte hayırdır?” dedi. Biraz korktuğumdan aceleyle durumu anlattım. Anlayışlı çıktı. “Ev ahalisi uyanmadan fazla gürültü etmeden, koyunları çok yormadan halledelim şu işi” dedi yaşlı çomar. “Yarın koyunlar engelli koşu yarışması var çabucak halledelim.” dedi. Çok sevindim. Çitlerin arkasına geçtim. Ayakta uyuyan birkaç koyun dürttüm. Bişi olmadı. 20-30 tanesi çok pis horluyordu. Uyanık bulduklarıma yalakalık ettim. “Yarın yarışmalarda tezahurat edeceğim.” Dedim. Nuh dediler, çimento demediler.Bir tanesi kenardan bizi dinleyen iri kıyım “olur evlat” dedi.  Ben ekibi çağırayım dedi. Ama biz yaşlıyız atlamak falan zor işler, sen çitlere dahta koy biz onun üzerinden yürüyelim sende şu çimlere uzan say bizi. Ama dekolte giymeyiz. Gecenin bir yarısı yattığın yerden seyredip sayacaksın. Çoluğun çocuğun önünde olmaz, madara olamayız. Dedi. Kabul ettim, hemen çomarın yanına koştum. Uzun kereste dahta odun nereden buluruz dedim. Öfledi, pöfledi, burun kıvırdı. Rüşvet istedi. Verdim, tarif etti.Çiftliğin diğer tarafından iki kereste iki odun iki de dahta kaptım. Çitlerin üzerine koyunların geçmesi için yol yaptım. Ve tepeye geçtim. Başlayın dedim. İlk koyun tam dahtaya çıkmaya başladı. Telefonum çalmaya başladı. Baktım Kamil arıyor. Kasap Kamil, “ hacı, senin peşinde olduğun kuzuyu gördüm. Ama nerede gördüğümü söylememi istersen sana beş koyun patlar” dedi. Hayde kasap et derdinde, koyunlar can atlama derdinde, ben uyku derdinde, uyandım. Saate baktım 00.15 yarım saat uyumuşum. Şimdi uyandım. Uyuyamıyorum.

03’ eylül    23.45

17 Temmuz Taksim/Sansüre Karşı Yürüyüş

Temmuz 17, 2010 - 10:29 am No Comments


Tarih :    17 TEMMUZ 2010
Yer :    TAKSİM MEYDANI
Saat :    17:00

İnternet’te uygulanan sansürü protesto etmek için 17 Temmuz 2010 Cumartesi günü Taksim Meydanında buluşuyor, temel hak ve özgürlüklerimiz için yürüyoruz.
İNTERNET SANSÜRÜNE KARŞI YÜRÜYORUZ!

17 Temmuz 2010 Cumartesi saat: 17.00 // Taksim Meydanı

http://www.sansursuzinternet.org.tr

Artık bilgiye ulaşabiliyoruz. Okuyabiliyoruz. Daha farklı bakış açılarını görüp bildiklerimizi paylaşıyoruz. Bizler düşünebiliyoruz:

Kendi irademizle verdiğimiz kararlarla kendi hayatımızı yönetebiliyoruz. Bizler interneti kullanıyoruz. İnternet üzerinden çalışıyoruz. Para kazanıyoruz. Kazandırıyoruz. İnternet üzerinde ders çalışıyoruz, eğleniyoruz, üretiyoruz.

Bizler, internet kullanıcıları olarak; çağımıza uymayan hukuk kurallarını kabul etmiyoruz. Site engellemelerinin yasak değil aleni sansür olduğunu biliyoruz. 5651 sayılı kanun ile baskılayamadıkları internet kullanımını hukuk dışı keyfi çözümlerle kontrol etmeye çalışan zihniyetin sözünü dinlemiyoruz!

Bizler internette biraraya geldik ve çözümü sokakta arıyoruz. Ulaştırma bakanının ve ilgili kurumların yanlış bilgilendirmesini yıkmak, insanlara hukuksuzluğu anlatmak ve gerçeklerle buluşmak için 17 Temmuz günü saat 17.00’da Taksim Meydanı’ndan Galatasaray Meydanı’na yürüyoruz.

Eylem programı:

+ Taksim meydanında 17.00’da buluşuyoruz.

+ 17.30’da internet kablosunu keserek açılışı yapıyoruz ve yürüyüşe başlıyoruz.

+ Herkes 17.00 – 19.00 arası Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e twitter üzerinden “Biz Taksim’deyiz, siz neredesiniz?” twit’leri gönderiyor. (@cbabdullahgul) (#sansur hashtagi kullanilarak)

+ Yürüyüş boyunca, yıllar önce TRT sansürlerini eleştiren Devekuşu Kabare’nin söylediği, minik kelebek parçası sansürsüz şekliyle söyleyeceğiz: minik kelebek

+ Galatasaray Lisesi’nin önünde basın açıklamasını okuyoruz.

Tabela kime yol gösterir?

Mayıs 9, 2010 - 1:11 am No Comments

Küçük bir çocuktum aklı başında ama haylazlığı sevmeyen , kendi doğruları peşinde giden. 90 lı yılların başında ailece babamın memleketine doğru yolculuk yapıyorduk. 72 model Ford taunus steyşın vagon kırmızı renkli bir taşıttı. Küçük olduğumdan steyşın vagonda lüks ve konforlu yolculuk yapıyordum. Arada sıkılınca ön taraflara geçiyordum. Hala dün gibi hatırlarım bolu sapağını kaçırıp 3-5 dakika yolu emniyet şeridinden nasıl geri gittiğimizi panik halinde.(kim bilebilir ki bu olaydan 15 yıl sonra aynı hatayı benim yapacağımı ve aynı anı yaşayacağımı) O zamanlar çok fazla yol sokak olmadığından ve çocukluğumun geçtiği Zeytinburnu semtinde hala çamurlu sokaklarından sonra otoyol fazla gelmişti. Yolda belki daha önce görmediğimden büyük harflerle kocaman kocaman yazılmış ve çok yukarılara konmuş , mavi tabela üzerine beyaz yazılı Bolu , Ankara , İzmit yazılarına hayretle bakakalmıştım. Aklımın yettiğince sordum bu yazılar uçaklar için mi diye ? Beni bilgece cevapladı arabadakiler elbette hayır bizim gibi yolu bilmeyenler kaybolmasın diye. Araba kullananlar için çok büyük değil mi bu tabelalar , (o zamanlar sokaklarda tabela direği ne arar ki hangi çocuk o yaşlarda başka sokaklarda semtlerde gezer) ben karar vermiştim , bu tabelalar uçaklar içindi nereye gideceklerini buradan anlıyorlardı.

Bu anı geçenler de eve gelirken sürekli kullandığım güzergahta gördüğüm bir tabeladan sonra aklıma gelen sorudan sonra beynimde parladı.

Tabelaya bakın ve siz ne düşüneceksiniz bakalım? Bu tabela kime yön gösteriyor?

Power Fm vs Rdayo Virgin

Şubat 14, 2010 - 11:52 pm No Comments

Geveze,

En sevdiğim DJ , power fm ile yollarını ayırmak durumunda kalmasına üzülsemde , daha iyi bir yapacağına inanıyorum.

15 Şubat tarihi itibariyle yeni radyosu radyo virgin ile sabah şovuna başlıyor. 99,4 te yayın yapan radyo virgin dinleyicileri artık sabahları geveze ile güne merhaba diyecek. Aynı gün show tv ekranlarında yeni tv programı TAKAS ile de televizyon dünyasına tekrar bir dönüş yapıyor. Hızlı bir değişim yaptı geveze. Çalışmalarını her zaman takdir ettiğim ve zevkle takip ettiğim gevezenin yakın zamandan beri bir çok kanalla farklı projeler görüştüğünü biliyordum. Sanırım doğru zaman , doğru mekan böylesiymiş. Yeni yayın hayatında başarılar diler ve yeni projelerinde de istediği gibi güzel şeyler yapması dileğiyle..

Bay J ,

Nasıl ki her sabah geveze den vazgeçmiyorsam , akşamları da bay J benim için öyledir. 15 Şubat akşamı o da radyo virgin de yani şovlarıyla güldürüyor olacak. Bay j ve Geveze çok iyi iki arkadaş, dost ve ekiptir. Sanırım ayrı teklif yapmak yada ayrı radyoda çalışmak olmaz bunu iyi bilen radyo virgin ikisinide transfer etmiş durumda.. Yeni yayın döneminde bay j ye başarılar diliyorum…

Havayı koklayan adam ,

Radyonun masum muzuru Bünyamin sürmeli ,  bu ikilinin uğraşmayı çok sevdiği ailemizin yegane hava durumu spikeri , ikilinin sevgili dostu havayı koklayan adam.. Sanırım giderken radyoda unuttukları bir dost.. :) Tv kanallarından birinde de hava durumu programı yapan havayı yemiş yutmuş insan. Ne söylese doğru çıkıyor. Onun öğütlerini dinliyorum ve bugüne kadar hep haklı çıktı. Yağmura ,kara karşı bir adım önde oldum.. Bu işi bu kadar sevmen sayesinde sanırım , sana ayrıca teşekkür ediyorum. Yayın hayatında başarılar diliyorum.

Power morning team,

Power fm ‘in gevezeden sonra sabah boşluğunu doldurmak adına gevezenin ekibi olarak bildiğimiz arkadaşlara yaptırdığı sabah şovunun adı.

Aslında içlerinde çok başarılı işler çıkaran ekip gerçekten komik.Mahmut abi , hüseyin kemal eke, nedim , üstadlar en azından hala power fm de devam ettiklerini bilmek ayrıca güzel. Yeni bir format geliştirmişler , dinleyiciler telefonla bağlanıyor bir soru soruyor , 3-4 dk gibi bir süre içinde bilemezlerse soru soran dinleyici hediye kazanıyor farklı bir program olmuş. Dikkatimi çeken bir başka nokta ise e-ticaret yapan bir -iki sitenin sponsorluğunu almışlar . Ve bu sitelerden alışveriş çeki ve hediyeler veriyorlar. Belki sektörde olduğumdan daha hassas oldum bu konuya ama geveze zamanında böyle şeyler yoktu. Yani daha çok bilindik isimler sponsor olurdu genelde..İstedikleri başarıya ulaşırlar inşallah. Ki power fm gibi bir radyo da sabah şovu yapmakta bence gayet başarılı bir iş…

Cenk – Erdem,

Akşamları bay j yerine de cenk ve erdem yayındaymış. Henüz dinlemek nasip olmadı…

Kenan

Şubat 10, 2010 - 1:53 pm No Comments

Ne kadar geçmişti üzerinden tanışmışlıklarının , tam hatırlayamıyorlardı. Ama uzunca bir süredir de görüşmedikleri belliydi , birbirlerini görünce sarılmalarından. Bir kişi eksikti bu sefer ki buluşmada ,buluşmaya sebepti birinin daha vatani görevini yerine getirmek için gidecek olması. Kafadarlar pırıltılı ve çok sesli beyoğlu kalabalığının yukarıda kaldığı sakin ve sessiz bir sokakta olan ve sadece belli başlı insanların uğrak yeri olduğu buluşma noktasında oturuyorlardı.Gözlerinin içi gülüyordu herbirinin…

Teker teker gelmişlerdi mekana , yine dikdörtgen bir masa , yine 6 kişilik rezervasyon ama bu sefer 5 kişiydiler…

La kin..

Kasım 13, 2009 - 12:48 am No Comments

 

Nasıl Karadenizin buzlu akıntısı ve sert cereyanı, kesilmek nedir bilmeden , dosdoğru Marmara ve Çanakkale’yi boylarsa, benim kanlı düşüncelerim de öyle müthiş adımlarla ilerleyecek, asla kuvvetten kesilip alçalarak aşka doğru gelmeyecek; ta büyük ve kudretli, büyük bir intikam , ne var ne yok hepsini birden yutuncaya kadar.

Akşam şiiri..

Kasım 7, 2009 - 9:44 pm No Comments

Birden hatırlarsın,

O da seni – - birden bazan:

Nerde, ne yapar şimdi

Parlar bir özlem anılar arasından.

 

Bu akşam ne garip sözcük

Sanki llk duydum, yadırgıyorum:

Akşam. Bilmem bulur muyum

Yollara baksam?

 

Söner yangın birazdan

Yatışır özlem.

Bir gün karşılaşırız

Bir gün, bir yarım akşam.

                                               (Varlık, 838, Temmuz 1977)

                                                       Behçet Necatigil

 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı..

Ekim 29, 2009 - 11:23 pm No Comments

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ‘ün bize armağan edişinin 86. yılı kutlu olsun. Bu yıl sanırım geçen 80 küsür yıldan daha fazla sahiplenmeye ihtiyaç duyduğumuz bir yıl cumhuriyetimiz için… Tüm Türkiye’de coşkulu bir kutlama vardı. Boğaziçi köprüsü üzerinde yapılan ışık , havai fişek ve müzik gösterisi muhteşemdi. Cizre de askeri geçiş tam bir gövde gösterisiydi. Anıtkabir ziyaret akınına uğramıştı.

Ne Mutlu Türküm Diyene!

dejavu…

Ekim 27, 2009 - 2:51 pm No Comments

Biz değilmiyiz her gün aynı yolları yürüyerek işe , okula , eve giden, çocukluğumuzu geçirdiğimiz sokaklarda pabuçlarımızı eskiten. Aslında o kadar rutine bağlamışken hayatımızı , telefonlarımızla uyanarak başlayan günlerimizi , 7 otobüsünü yakalama telaşımız , görmezden gelerek diğer yolcuları, durakta , farketmez belki markette alışveriş yaptığımız çalışanları görmeyiz . Apartmanda karşılaştığımız komşularımızı ki en sinir olduğumda budur benim , aynı bina da komşuluk edip merdivende yada asansörde karşılaştığında iki komşunun birbirini görmezden gelmesi nedir ? İçimizdeki insanlığa ne olmuş?

Şimdi yine ne oldu yazdın acaba bunları deme lütfen dediklerimi yaşıyorum yine yaşadım yine sinir oldum , ama yine özer lik yaptım bugün aslında onu yazmak istiyorum..

Taksim – kabataş arası finiküleri kullandım bu akşam , 4 dakika vardı ve sallana sallana sanırım 20 saniye de binmiştim finikülere. Ve içersindeyim yer var ama ayaktayım kitap okuma ile insanları inceleme arasındayım , kitap elimde açık insanları inceliyordum. 4 dakika kaldığınıda kalkış saatini gösteren elektronik bir saat vardır tam girişte oradan biliyorum (taksimden) ve sanırım yine bir yere yetişme acelesi olan ben yaşlarda uzun saçlı , top sakallı , küpeli bir genç koşarak geldi ve atladı finikülere nefes nefese. Ama finiküler duruyordu. Sanki limandan halatlarını ayırmış hareketlenen son vapura atlarsın ya büyük heyecanla son vapurdur adadan ayrılan , o şekilde atladı. Ama içindeydi ve hala hareket etmiyordu. Benim gözümde üst kattan içeri iplerle giren S.W.A.T ekipleri tadında bir giriş yaptı. Herkes döndü baktı. O nefes nefese hala duruyoruz. Demek okadar koşup atraksiyona girip atlamaya gerek yokmuş. Ki 3 ile 5 dakika arasında bir kalkıyor bu melet. ne kadar geç kalabilirsin ki, ya koşarken merdivenlerde birine çarpsan yada kendine zarar verecek bir hareket yapsan geç kalmak la aradaki zararı düşünsene.. Tutamadım kendimi gülmeye başladım. Hali çok komikti. boş koltuğu gösterdim ve geç soluklan dinlen biraz dedim. Yüzüme bakıyordu. Senden önce gelen olmadı rahatla artık sanırım sen birinci olacaksın dedim. Yüzünde bir gülümseme ve rahatlama vardı oturan aceleci gencin..

ekim 22′           19:05:09

Yet.

Ekim 21, 2009 - 10:12 pm No Comments

Beklediğimden daha kolay oldu. Belki de beklemek koydu. Yanlış olan inanmaktı olabileceğine , hiç olmadığın halde . Umutlanmak , sevmek , heyecanla beklemek artık benim olmayanı geri istemek. Bir hayalim vardı küçük çocukken , büyüyünce anladım hayaller sadece çocukkendi. Peri masalları sadece peri masallarında olurdu. Bizimkiyse ulusal kanalda yerli dizi furyasında boğulur. Ben öğrendim kabullenmeyi , kaderin bana getirdiklerini. Senle giden aklımın başıma geri geldiğini , her şeyin güzelleşmesini benim istediğimi ve bu isterler ki birbirinden şevkli ama dur demeyi de bilmeli. Sanırım artık yaptım. Fotonu da cüzdanımdan çıkardım attım.

ekim 18′   19:40:56