Archive for the ‘Öykü / Deneme / Şiir’ Category

öyle arası

Ocak 14, 2012 - 11:18 am No Comments

İnsan ve hayvan kimi zaman ardımızdan koşan, bakmadan, aniden doğan, kuşkulu ve hızlı nefes alış verişler, telefon kulübesi önünde sıra beklemek, arayacağın bir kişi olmadığını bile bile, lades denir.

Ağzında durduğun ıslak ve sisli yokuşun sonunda, seni beklediğini bilerek, ürünü görmeden aşağı doğru yavaştan hızlanarak koşmak.

Ve daha önce milyon kez içine çektiğin o eşsiz güzellikteki yeşilliklere ait koku bahçesi esansları ile nefessiz kalma sersemliği.

Bağcığı çözülmüş ayakkabı teki gibi endişeli gülümseme hali yüzünde ve hiç çıkmayacakmış hissi ile kendine cesaret aşılama gayreti takdire şayan.

Kaç

Aralık 13, 2011 - 2:44 am No Comments

Çıkıp yürür oldu bilinmeze doğru! Kim yürürken ayaklarının altında ezdiği yaprak seslerini duymaz.
Bahar olduğunda yerlerde olmayacak, zaman soğuk bir hava dalgasının hala etkisi altında olduğumuz bir süre de seyretmekte.

Muhittin daire de kazandığı maaş ile ay sonu elektrik, kira ve diğer faturalarına, çeki ile aldığı odun sıkıntısına katlanmaya çalışıyordu. Bunları unutmak için atıyordu kendini sokaklara. Borç birikmiş, alacaklı kapıya ha geldi ha gelecekti. Çözüm aramaktan başka şeyler yapmalı çözüm bulmalı olanlara. Düşünmekten uyuşmuştu beyin damarları, yavaş çekimde akıyordu düşünceler, durdu.  Salon da yemek masasının yanındaki dedesinden kalma vitrinin orta rafına gözü takıldı. Yerinden kalkıp vitrine doğru yürürken kontrolsüzdü. Rafın önünde durdu. Annesinden kalma normalden büyük renkli çakmaklar ve kül tablaları arasında, dedesi ile babasının vesikalık fotoğrafları duruyordu. Her iki fotoğrafa bakıp isyan etmek istemişti. Dedesinden babasına, babasından kendine kalan bu evde yaşadıklarına içindeki her şey ağzından bir nefeste fırlamak istiyordu. Vitrin camında kanlanmış bakışlarını gördü. Gaz lambasını söndürdü. İçindeki tüm yakarışlara rağmen sessizce yatağına girdi. Çok değil bir kaç saat sonra daire de görevinin başında olması gerekiyordu. Susarak ve kabullenerek yaşanmamış saydı aklından geçen onca şeyi ve sabah işe gitmesi gerektiği için uyumayı tercih etti.

Resim buradan alıntıdır.

Görünmez

Ekim 15, 2011 - 1:29 pm No Comments

Saat 6 yada 7,
yani 6 ile 7 arasında bir yerlerde.
Bildiğim seni bana geri getirmeli,
Götürdüğü gibi getirmeli.
Saat 6 yada 7,
Durmak bilmemeli,
Galiba yedi,
Sevemedim gitti,
Varsın gitsin ama geri gelsin .
Saat 6 yada 7,
Bu saatler belli;
Ne yaptığımla yapmadığım görülmeli.

Resim buradan alıntıdır.

El yordamı

Eylül 6, 2011 - 10:23 pm No Comments

Cızırtısı yüksek beklentisi düşük kimin kime durmadan söylediği yeşil çimenlere uzanmış, papatyalar etrafını sarmış, halbuki güzel bir rüyaymış. Alarm çalmış. Uyanmış. Yol kenarı üzerindeki çıkıntılı bir kaldırım taşına çömelmiş, vazgal ile kaldırım arasına sıkışmış bir izmariti, az evvel yediği pamuk şekerden arda kalan sarı çubuk sopa ile yerinden oynatmaya çalışırken buldu kendini. Hafif müziği, gürültülü egzozu abartılı parlak jantlı bir araba virajı aldı. Hareketlerine devam eden araç ve sopalı genç, yeni döküldüğü halde yer yer küçük kraterler oluşmaya başlamış asfaltın kraterlerinden birinde hazır kıta beklemekte olan su birikintisinin, biri gelse de fırlasam isteği ile janjanlı arabanın lastiği buluşur su birikintisi ile kraterde, sigara izmariti ile oynamakta olan keyifsiz ve dalgın düşüncelere kendini bırakmış adını vermediğimiz yazının kahramanı olan şahsın başından aşağı ıslanma görevi başarılı bir şekilde sonuçlanmıştır.
El yordamı ile yoklayarak ceplerini, küfür yordamıyla söverek hecelerini, hem rahatlamış, hem ıslanmış hemde ayıldı.

Görsel buradan alıntıdır.

Tarihte bugün.

Temmuz 1, 2011 - 3:30 pm No Comments

Ortadan kalkmış gibi durmayı bilmese de
Duygular yön gösterir sevdiğine
Kara bir boşluk üzeri saçaklı tül zemberi hal alır gece,
Bakamazsın gözlerinin içine,
Belki temmuz başında
Hayatında ilk defa,
Çilekli tart girdimi boğazından,
Durmadan geçer aklından yaşananlar,
Yutkundukça zaman duraklar,
Tuhaf bir şekilde beğenirsin tadını,
Belki de beğendiğin aklından geçenler,
İşte o zamanlar kuşlar uçar,
Çok uzaklardan,
Senin hatırladığın yarım kalan,
Benim hatırladığım,
Hep yanımda olman,
İstediğim budur yaratandan.

Neredesin?

Haziran 28, 2011 - 9:15 am No Comments
uzun zamandır olmadığım kadar uzağım aslında,
sakladığım gizlediğim ne varsa,
peşi sıra ardımda , boşlukta,
avazım çıktığı kadar bağırsamda,
ruhum dolanır ortalıklarda,
bekler sensiz odalarda,
kaybolur yokluğunda,
Varolduğunda,
Sonunda,
orada,
oturur.

Yel

Mayıs 5, 2011 - 10:51 am No Comments

I
Kibir, öfke, hiddet atlamayı bilmeli diğerine her yerden, Uğraşmak, koşmak, aç kalmak.

II
Sırça köşk önünde sıçradı ayaklarına yavru bir kurbağa, hayat ve sıçrayış. Kim ve ben, ne ile tüm..
Sorgu,yargı, yanılsama ve izdüşüm. Gerçeklik perspektif bakışlarla doğru anlamların kesişmesidir.

III
Göl, ıssız ve sakin. Yer yer yosun ve nilüferler içi görülmez genelde. Göl işte kimsenin sorgulamasını gerektirmez. Gerektirmez gerçekler, ne gerek var.

IV
İnişler ve çıkışlar yolsuz bir arabanın, benzinsiz bir istasyon gibi duru karşımda Zencefil çayı içmeyi sevmeyen bir kemirgen  gibi yaşamakta, olduğun dünya sana ot gibi gözükse de asıl otlar seni anlamayan zihniyetlerdir.

Görsel buradan alıntıdır.

His

Nisan 29, 2011 - 4:45 pm No Comments

Kalabalığa rağmen ıslak kaldırımlarda yürüyebilmek,
Yağmura aldırış etmeden kokusunu alabilmek,
Islık çalmadan sesini duyurabilmek,
Görmeden değişkliği hissedebilmek,
Zamanın gerisinde durup ileriyi görebilmek,
Yemek yemediğin halde tok olabilmek,
Yokluğunda varlığını hissedebilmek,
Bir bakış uğruna elindekileri feda edebilmek,
Kafanı yastığa koyduğunda yüzünü görmek,
Belki de karşılıksız bir şeydir sevmek.

Görsel buradan alıntıdır.

Olmasa da olurdu.

Mart 18, 2011 - 6:50 pm No Comments
Genel zamanlarda yalnız doğada gezmeyi seven biri değilimdir. havanın güzel olduğu ve keyfimin istediği
nadir günlerde şehirden uzaklaşır kendimi bir orman içine bir nehir kenarına ataarım.
Bu günler o günleri andıran bir gün sanırım çünkü gece yatarken camı açık bıraktığımdan
sabah güneşi yüzümü ısıtırken cam arasından esen rüzgarda yüzümü okşuyordu. Sıcak ve okşama
sanki beni uyandırmak için yüzüme seven bir el gibi yüzümün üzerinde dolanıyordu. Çok güzel bir duyguydu.
Bu günler de telefonu mu kapatıp kendimle yanlız kalmayı tercih ediyordum. Belki de yaptıklarım
yüzünden arkadaşlarımın maskarası oluyordum ama buna takılmayı da sevmezdim.
Üzerimi giyip dışarı çıktım , kahvaltımı nehrin kenarında yapacaktım. tek başına hazırlamış bir kahvaltı
kuşlar güzel bir nisan sabahı keyfim yerindeydi. Birden bir çığlık ambiansı bozdu. yardım isteyen bir ses.
irkildim. ve sese doğru koştum. Lastiği patlamış bir kamyon ve yanında krikoyu yere atmış kaputa yaslanmış bir genç vardı.
Yakışıklı bir genç , içimde bir sıcaklığa neden oldu. Yanına gittim ve nası yardımcı olabileceğimi sordum. Elini radyatör pervanesine
sıkıştırmış ve canı çok yanıyordu. Hemen yardım etmeye çalıştım elimden pek bir şey gelmezdi panik atak oluyordum bu durumlarda.
ama şans bu sefer yanımdaydı. Paniklemeden pervanenin yanına elimi soktum. contayı gevşetmeye başladım ve parmaklarını çekebilecek boşluğu yaratmıştım.
Canı çok yanmıştı. Hemen araç buzdolabından bira çıkarıverdi. birini kendi çti diğerini elinin üzerine koydu.
Böyle birinin buzdolabında jelibon olması şaşırtıcıydı. ve jelibonları de ben alıp yemeye başladım.
adını sordum bana edward dedi , ya sen Jina memnun oldum.
Günü birlikte geçirmek için plan yapıyordum. Ama gitmesi gerektiğini söyledi. Teşekkür edip gitti.
Kaldım, baktım. ağladım.

yasak

Mart 11, 2011 - 6:21 pm No Comments

Akmaya başladı zamansız yasaklar, ardı kesilmedi karanlık günlerin ve bitmek bilmedi duyulan özlemim. Genç, dinamik ve spor görünüme sahip olmayı unutalı çok olmadı. Şimdi can simidi görünümlü göbeğim, kendini yer çekimine teslim etmiş pazılar, sembernand köpeğini andıran gıdı, kırlaşmış saç ve sakal ile ütüsü kırışmış bir vücut derisi.

Gökyüzünü izlemeyi bırakmış, masanın üzerinde duran vodkanın şişesinden bir yudum daha alırken kapağını düşürmüş,  masanın altına eğilip almak istediğimde kafamı masaya vurmuş derin bir sızı ile ahlamıştım. Acı içimi kemirdi. İçim içini istedi. Tenim tenini, yalnız bir yudum değildi sarhoş eden bedenimi, içimde duyduğum özleminden gayrı.