Kaç

Çıkıp yürür oldu bilinmeze doğru! Kim yürürken ayaklarının altında ezdiği yaprak seslerini duymaz.
Bahar olduğunda yerlerde olmayacak, zaman soğuk bir hava dalgasının hala etkisi altında olduğumuz bir süre de seyretmekte.

Muhittin daire de kazandığı maaş ile ay sonu elektrik, kira ve diğer faturalarına, çeki ile aldığı odun sıkıntısına katlanmaya çalışıyordu. Bunları unutmak için atıyordu kendini sokaklara. Borç birikmiş, alacaklı kapıya ha geldi ha gelecekti. Çözüm aramaktan başka şeyler yapmalı çözüm bulmalı olanlara. Düşünmekten uyuşmuştu beyin damarları, yavaş çekimde akıyordu düşünceler, durdu.  Salon da yemek masasının yanındaki dedesinden kalma vitrinin orta rafına gözü takıldı. Yerinden kalkıp vitrine doğru yürürken kontrolsüzdü. Rafın önünde durdu. Annesinden kalma normalden büyük renkli çakmaklar ve kül tablaları arasında, dedesi ile babasının vesikalık fotoğrafları duruyordu. Her iki fotoğrafa bakıp isyan etmek istemişti. Dedesinden babasına, babasından kendine kalan bu evde yaşadıklarına içindeki her şey ağzından bir nefeste fırlamak istiyordu. Vitrin camında kanlanmış bakışlarını gördü. Gaz lambasını söndürdü. İçindeki tüm yakarışlara rağmen sessizce yatağına girdi. Çok değil bir kaç saat sonra daire de görevinin başında olması gerekiyordu. Susarak ve kabullenerek yaşanmamış saydı aklından geçen onca şeyi ve sabah işe gitmesi gerektiği için uyumayı tercih etti.

Resim buradan alıntıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir