İki

Temmuz 9, 2010 - 5:33 pm No Comments

Büyük tabloların asılı durduğu ortada 12 kişilik ceviz bir masa , kırmızı kadife koltuklar, yanan kocaman bir şömine , açık renk takım elbise giymiş iki asilzade konuşuyordu;

-Sıradaki ne durumda?

-Her şey planlı şekilde işliyor.

-Aksaklık çıkmasın Rıfat.

-Endişelenecek bir şey efendim. Bizzat kontrolümde.

-Bence sen endişe duymalısın.  Kapı çalar ve konuşma kesilir.

Cihad bey telgraf geldi.

-Teşekkürler Şahin. Uşak oda dan çıkar. Soğuk bir rüzgar pencereden sadece Cihad ve Rıfat için esmiştir sanki.

Cihad yetmişli yaşlarına merdiven dayamış , devlet-i hümayä’dan emekli, şimdiler de ise ülkesine hasret bir elçilik mensubudur. Saygın, çevresinde hatırı sayılır, hürmet gören biriydi. 5 yıldır görevi gereği buradaydı. Elçiliğe ait bu köşkte yaşıyordu. Yaveri Rıfat merakla sordu. Telgraf kimden gelmiş efendim.

Tunus’taki bağlantımız dedi , Cihad.

Heyecan yerini korkuya bırakmıştı çoktan ve Rıfat terlemeye başladı.

Leave a Reply