Dört
-Rıfat; Açmayacak mısınız?
Elleri istemekle istememek arasında kalmış, hafif hafif titreyerek telgrafı açmaya başladı Cihad bu laf üzerine.
Telgrafa anlamsızca bakıyordu Cihad. Rıfat merakla
-Ne yazıyor efendim. Dedikten sonra Cihad telgrafı Rıfat’a uzatır.
Rıfat önce telgrafa sonra Cihad a bakar . Birbirlerine anlamsızca bakarlar.
10’6567 12’17’512’
19’17’36 22’12’29’
225’15’25’17’
Yazıyordu.
Rıfat,
-Şaka mı bu efendim. Bu sayılar ne demek oluyor. Bize neden sayılarla dolu bir telgraf göndermiş.
Cihad,
-Mutlaka bir bildiği vardır. Bu eski bir metot olsa gerek, bununla ilgili bir şeylerden daha önce üstü kapalı bahsetmişti. Sakin hareket etmeliyiz. Telgraf’a açıkça yazdıramazdı bize söylemek istediklerini ve bu yolu seçmiş olmalı. Bakalım hatırlayabilecek miyim notları nereye koyduğumu.
Sen bana divid ve kağıt getir , çalışma odasına geçelim.
Yerden tavana kadar dört tarafı kitaplıkla çevrili bir oda. Küçük bir masa, gökyüzüne bakan tek kanadı açık yuvarlak bir pencere ve oda da sadece kitap okumaya yetecek kadar ışık vardı. Cihad çalışma masasına oturdu ve hemen arkasındaki kitaplığı karıştırmaya başladı.En alt sırada 65 ciltten oluşan 1946 tarihli Büyük Sovyet Ansiklopedisi serisinin 4. ciltini raftan çekti. Kitabı masanın üzerine koydu ve açtı. Kitap görünümde bir kutuydu. İçinden daha küçük kırmızı kadife kaplı sedef bir kutu çıktı. Kutunun içinde bordo renkli küçük bir not defteri vardı. Üzeri lastikli ve üzerinde de “1946″ yazılmıştı el yazısıyla. Defteri açtığında karşına bir çok şablon çıktı.























