susarcasına…
Israrlı bir şekilde çalıyordu telefonum ama ne ben ne de odadaki bir başkasının açmasına izin vermiyorlardı. Uzun boylu olan adam , çantasından çıkardığı aletlerle telefon ahizesini sökmüş ve içine bir devre monte ediyordu. Kısa ve sıska olansa bilgisayarımı inceliyordu. En kaba saba olan yaşlı adamda bana sorular soruyordu…
Dün ne yaptın ?
Saat kaçta ofisten ayrıldın ? Ofisten çıkınca nereye gittin ? Eve kaçta girdin? Kimle görüştün ? Arabamı mı kullanmışım toplu taşımamı ……
Patronum ve üst düzey yöneticilerim bile kapının önünde bekliyordu. İçeride sadece dört kişiydik.. İşyerinde kimse iş yapmıyor , herkez olanları izliyordu. Sıska olan jaluzileri kapadı. Ne olduğunu ben de anlamaya çalışıyordum. Başkomiser olduğunu söyleyen yaşlı adamın , keskinleşen sigara izmariti kokan ağzından çıkardığı cümlelerle şaşkına dönmüştüm….
eylül 12′ 23:57:09
