başaşağı…
Saat 06.12 salondaki büyük pencerenin önündeki kadife kaplı koltuklardan , dikişleri patlamış olan tekli de oturuyorum. Pencere her zaman ki gibi yukarıdan değil bu sefer yana doğru açık durumda. 1900 lü yılların başında büyük büyük babana hediye edilmiş olan , limon ağacından yapılma sehpadan gelen cilanın kokusu sanki dün yapılmıştı . 15 gün önce değildi. Üzerinde duran ilki ikimizin birlikte dolmuş sırasında kahyanın çektiği , hemen yanında daha büyük olansa iki yıl önce kışın gittiğimiz o limanköyde , rıhtımda balık ağlarının arasında bir balıkçı kız gibi verdiğin siyah boğazlı kazanlığınla olan pozun , hani şu elime suratıma o şekilde koymasaydım daha şeker çıkarmış dediğin olan fotoğraf duruyor.. Birlikte hayrullah efendinin çimlere ve ebe gümecilere dün yaptığı zulmü seyrediyoruz . Sen bugün onun tarafındasın anlattıklarıma hiç tepki vermiyorsun. Sanki bana kızıcaksın onun çimleri biçmesine kızdığım için.. Konuyu değiştiriyorum seni kızdırmadan , farkındamısın asu ile mefruş ortalıkta yok iki gecedir , ne demek şimdi kim onlar , şu her gece izlediğimiz yaramaz iki kedi yafrusu yokmu isimlerini sen koymuştun .. İşte onlarda yok sen gittiğinden beri , artık yaramazlık yapmıyorlar , kaplarına koyduğum mamalar yenmiyor , sütleri eksilmiyor…. Her yer birden sanki çok sessizleştiii…
eylül 07′ 06:12:34
Gönül odamın arka bahçeye bakan penceresi….
