üçyüz kırk iki eksi dört
Büyüdük te sanki ne oldu ,
hayat bizi farklı sahnelerinde farklı rollerinde başkalarının yazdıkları oyunları oynatıyor… Kendi sahnemize ne zaman geçeceğiz merak ediyorum. Her zaman olayların üstesinden gelen anlayışlı başkasını düşünen bir insan olmak istemiyorum . Sanırım artık daha sert daha anlayışsız bir kişilik gündemde, kaba kuvvet içinde olan , küfreden , saygısı kendisine olan sadece bir firenkeştayn yaratıyor doktor.. Tarihin solmuş birbirine yapışmış yaprakları , açılmaya çalışılırsa yırtılır olan tarih yok olur bilinmezmi.. .Nedir bu vurdumduymaz kendini bilmezlik…
İndeks okunmadan başlanmaz kitaba , ve birlikte olunmazsa yazılmaz tarih sayfalara… Elele verilmeden tutuşulmaz elele , hele bir liman koyunda bakıyorsanız birlikte o fenere gecenin köründe…
Sen gülünce , çiçekler fırlar tomurcuklarından , yakamoz parıltısı düşer başına, çiçeğin her bir dalında sarkan bir yaprağına.. Hayat , bir yaprağın açıp yere düştüğü an kadar kısadır. Değerini bilmeli ki işte o zaman değerlidir.


