Archive for Haziran, 2009

Dogaclama Tiyatrocular

Haziran 30, 2009 - 3:37 pm No Comments

Doğaçlama tiyatro türkiye ‘de 2001 yılı itibariyle sahnelenmeye başlanmış bir tiyatro şeklidir. Klasik tiyatronun çalışmalarını andıran doğaçlama tiyatro daha farklı ve belli kurallar içerisinde oynanmaktadır. 1940 yıllarda amerika ‘da yapılmaya başlanan doğaçlama tiyatro hızlıca yayılmıştır. Şu an dünya üzerinde 6000 ‘den fazla grup tarafından icra edilmektedir. Türkiye ‘de ise bildiğimiz üzere 2001 yılı itibariyle  Mahşer-i cümbüş öncülüğünde başlayan doğaçlama tiyatro ,  yersiz oyuncular  tarafından da 2004 yılında yapılmaya başlanmıştır. Türkçe çok fazla kaynak olmadığından doğaçlama tiyatro oyuncuları literetuar saydıkları siteleri okuyup çevirerek oyunları türkçeleştirmiştir. Özellikle son 2 yıl içerisinde doğaçlama tiyatro ile uğraşan grup sayısı artmıştır. Ama istenen sayılarda değil maalesef..

Doğaçlama tiyatroculara şöyle bir göz gezdirelim..

İSTANBUL

Mahşer-i Cümbüş

Yota

Azot

Aett

Yap Boz

İstanbul İmpro

Duru İmpro

Tornavida

Kuru Sıkı

Ehl-i Keyif

Mevzu Bahis

Sürç-ü Lİsan

Esnaf Oyuncular

ANKARADA:

Tuluatmasyon

Bunlar Onlar

Oyun İstasyonu- Kocaeli

İzmir Sanat Kulesi- İzmir

Sahne Bahane- Denizli

Umarım önümüzdeki yıllarda bu sayılar 2 – 3 katına çıkmış olur.. Doğaçlama tiyatro her yerde olması dileğiyle..

Biraz Kişisel…

Haziran 23, 2009 - 4:20 pm No Comments

Bu haftasonunu inanılmaz güzel geçirdim. Uzun zamandır görmediğim dostlarımı gördüm. Daha üniversiteye hazırlanırken bana bas gitar diye bir şey olduğunu öğreten müzik grubumuzun değerli insanlarını gördüm.  İçkiler doldu doldu boşaldı. Kahkalar eski günler derken epey bir şeyler geçmiş aklımızdan , beynimizin en ücra köşelerine saklanmış hatıraları bulduk çıkardık beraber izledik dinledik.. Kuzenimle beraber motorla gezinti yaptık.. Yarış motorundan sonra normal motora alışmak sanırım zaman alıcak.. Honda dan aldığım tadı adrenalini alamadım ama ,  az yakıt tüketimi yüzümde gülüceklere sebep olmadı değil :) … evde yapılan balkon sefası cabası…  pazar gününe erken başlamak ayrı bir tad veriyor bana , ama alışverişle başlamak daha da iyi geldi ,  her zaman alışveriş öncesi çıkar gezerim , mağazarlarda ne var ne yok bakarım , fiyatlarını inceler bir sonraki hafta gidip nokta atışı alışveriş yaparım.. :) bu hafta pek biraz dışına çıktım , vitrinde bana el sallayan beni al beni al diyen gömleği almadan sanırım uyuyamazdım.. :)  Kravatından ayıramazdım gömleği , bu kadar acımasız biri değilim öksüz bırakamazım onu da aldım.. Kuzenlerle geçen güzel bir hafta sonu kafa dinginliği haftaya iyi başlamama sebep oldu.. Ki aldığım iyi haberleri burada yazmak istemiyorum nazara inanırım ayıptır söylemesi..  O yüzden haftaya çok güzel başladım.. Başlamasını da çok istiyordum belki onunda etkisi vardır kimbilir.. İlkgün beklediğimden güzel geçti ve aldığım haberlerle coştum.. Beklediğimden daha iyiydi. Bugünde fevkalede güzel bir gün dü benim için.. Heleki sabah aldığım haber yine buradan açıklamıyorum yarınımın bile güzel geçmesine sebep oldu . Şu an herşey düzgün ve güzel umarım bir aksilik çıkmazsa haftasonu enfes bir tatil bekliyor.. Kendimi şehirden uzaklaştıracağım ve mavi sularda kendimi keşfedeceğim.. Çadırlar hazır…  Umarım sizinde istedikleriniz olur , uzun zamandır ihtiyacım olan bir şeydi bu.. :)  Herkesin haftasının gününün hayatının daha iyi geçmesini dilerim.. :)

Olması gerektiği için..

Haziran 12, 2009 - 2:37 pm No Comments

Bugün ,

“Aslında hissetiklerim ile beklediklerim , ve en önemlisi birikimlerim birleştiğinde mutlu olamıyorsan eğer bu işte bir yanlışlık vardır. ” dedim kendi kendime.. Sen baktığın pencereden aynı manzarayı görmüyorsan ,  Sen aynı sahneyi izlerken birlikte ağlamıyorsan, karşılaştığın komik duruma birlikte gülemiyorsan, ki en önemlisi sen kalbinle bakarken baktığın gözün içinde kimse yoksa , sen uyurken kolun boşsa , sen sarhoş olurken o ayıksa , sen alışveriş yaparken o yanında değilse , arkadaşlarınla eğlenirken oradan sıkılıyorsa , bu işte bir yanlışlık var dostum..

Bu hislerim üzerine tabiri caiz olan bir yazıyı da yazımın altına eklemek istiyorum.

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıklarının onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla karşılaşabilirsin. İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.”Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.”Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık okadar kötü bir ley değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası. Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

Nazım Hikmet RAN

Yarım daire olmuşuz.

Haziran 9, 2009 - 11:20 am No Comments

Boşlukta bir düz çizgidir hayat,

Anlam katmaz aslında

ilk baktığında

durup başladığın noktaya

Hayatının yarısı olmuştur

Sen durmuşsun bir ucunda bense diğer ucunda ,

Farkına varamamışız

Hani uçlardan koşsak ortasına

Tutulmuşuz tamda ortasında,

kalmışız zıt yönlerde,

Ne kadar anlamasakta , olmuşuz

Senle ben bir dairenin üstüne çıktığımızda olacağız mutlu

Hani küçük çocuğa sorarsın ya ne kadar seviyorsun,

açar sana iki kolunu

yetiştiğince boyu

gülersin çocukluğuna,

görmeden umudu

Ve başladığın yerden yolu yarıladığında

başladığın noktaya dönmene vardır hala bir yarım daire

çıkar karşına,

söylemek istediklerimi söyleyemeden

sen söyleyeceklerimi dinleyemeden

biz seninle bir olamazken

atar kalbimiz sevgiylen

ve hala sevgiliyken

farkında bile değilken olmuşuz hakikaten

YDO

Haziran 1, 2009 - 12:40 pm 2 Comments

aslında bu satırları yazmaya başlarken aklımda bir şey yoktu. ve bunu belirtmek istediğim için bu satırları yazıyorum. Yeniden doğmuş olmak .. geçen hafta geçen o sisli buğulu rüzgarlı dönemi şöyle bir çırpıda attım üstümden geçti.. kurtuldum neyse uzatmadan yazının asıl amacına dönelim..bugün 1 haziran yılın tam ortası diyebiliriz benim için, sıcaklar başlamak üzere sınav stresi geride bırakılmış. yaz sezonuna merhaba demişiz şirket olarak .. kuşlar börtü böcek oh oh ne güzel memleket.. artık daha fazla uyuyor kendime daha fazla zaman ayırıyor olacağım. Bunun için ayrıca seviniyorum.. bu seneyi daha az faal geçirmek istiyorum. hafta sonları adalar , bilumum çevre illerdeki gezi alanları , çadır kurulabilecek değişik yerler, dinleneceğim ve dinleyeceğim kendimi..

Şimdiden planlara başlıyor bir çizelge çıkartıyor olacağım.. herkese tavsiye ederim en azından her ay bir haftasonunuzu gezerek dinlenmeye şehir gürültüsünden kurtulmaya adayın.. İnanın size çok şey katacak..

Yaşasın Reform hareketleri…