<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Ayrıcalıklı Müşteri yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.ozergungoren.com/2009/04/20/ayricalikli-musteri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ozergungoren.com/2009/04/20/ayricalikli-musteri/</link>
	<description>Yaşama Dair...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 May 2011 22:33:45 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: Hayrettin</title>
		<link>http://www.ozergungoren.com/2009/04/20/ayricalikli-musteri/comment-page-1/#comment-386</link>
		<dc:creator>Hayrettin</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 2010 10:06:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ozergungoren.com/?p=261#comment-386</guid>
		<description>TAKSİM KAFE Pİ&#039;DE EŞİ GÖRÜLMEMİŞ YOBAZLIK!

Dün gece 1 bayan, 3 erkek; yani 4 arkadaş, biraz sohbet etmek ve
bir şeyler içmek için Taksim Kafe Pi&#039;ye gittik. Bize gösterilen 4 kişilik
masaya oturduktan sonra, içeceklerimizi söyleyip, efendi efendi
sohbet etmeye başladık.

Menüyle birlikte gelen tabakta, defalarca kullanılmış bir yağda kızartıldığı her halinden belli olan elma dilim patatesi gördükten sonra, garsona: &quot;Ne tip yağ kullanıyorsunuz?&quot; diye bir soru yönelttik. Garson bayan içeri gidip gelerek; &quot;Yudum kullanıyormuşuz!&quot; dedi. Ne kadar doğru, ne kadar yalan söyledi, Allah bilir ama kendisine teşekkür ettikten sonra, arkamızda oturan iki bayan
bize dönerek; &quot;Boşsa, sandalyenizi alabilir miyiz?&quot; diye bir soru sordu.
Biz de, kibarca onaylayarak, aramızdan ayrılan arkadaşımızın sandalyesini kendilerine verdik. Ne olduysa, işte bundan sonra oldu!..

İçeriden gelen, ağzı içki kokan ve dünyada Cafe Pi&#039;nin dışında tutunacak bir başka dalının olmadığı her halinden belli olan dövmeli, savsak bir görevli yanımıza gelerek; &quot;Buradan derhal ayrılın!&quot; dedi. Önce çok şaşırdık. Sonra da kibarca sebebini sorduk: &quot;Arkanızdaki bayanları rahatsız ettiniz!&quot; deyince de, ikinci kere şaşırarak, derhal müdürünü çağırmasını istedik.

Bu defa, içeriden genç ve sanırız yine genç olduğu için, &#039;hayattan görgü ve nizam almadığı izlenimi yaratan&#039;, Cafe Pi&#039;nin bugüne değin taşıdığı imajı ve o iyi niyetli empatiyi yerlere seren bir tavırla kollarını kavuşturarak yanımıza oturan bir başka yol yordam bilmez adamla kala daha kaldık! Müdürünüz diye mekana koyduğunuz bu arkadaş da; &quot;Sizi gözledim. Buradan gitmenizi ben istedim!&quot; dedi. Tekrar; &quot;Neden?&quot; diye sorduğumuzdaysa; &quot;Bayanları rahatsız ettiniz. Yanınızdaki koltuğa omzunuzu koydunuz!&quot; dedi.

Biz de, bu defa bayanlara kibarca seslenerek; &quot;Hanımefendi, affedersiniz bizden rahatsız oldunuz mu?&quot; diye bir soru yönelttik. Peki, onlar ne dedi beğenirsiniz? &quot;HAYIR!&quot; dediler!

Şimdi, aşağıda yazılanlar kulağınıza küpe olsun:

Arkadaşlar, sizin bu yaptığınıza lafın özü YOBAZLIK denir.
Bunun tek tabiri budur! YOBAZLIK!.. SAFİ YOBAZLIK!..

Mekan ve mekan sahipleri tarafından horlanan müşterilerin hikayelerini; bugüne değin, ya televizyonda Uğur Dündar&#039;ın ibreti alem olsun diye girip çıktığı &#039;KOKUŞMUŞ&#039; LALELİ PAVYONLARI&#039;nda,
ya da ANTALYA&#039;DAKİ &#039;UCUZ&#039; TURİST BARLARI&#039;nda görebilirdik.
Bu hissi, bu YOBAZLIĞI, bu UCUZLUĞU, bu KOKUŞMUŞLUĞU; basit Türk filmlerinde gördüğümüzde, bunun bir film kurgusu olduğunu ön görerek, kabullenebilirdik. Ama burada mesele, bunu da aşmış durumda...

Siz, işin başında; &#039;biz İstanbul&#039;da bu işi farklı yapacağız&#039;la kendinizi motive etmiş; işe şevkle başlamış olabilirsiniz. Ama! bu gidişle, köylü kurnazlığı ya da &#039;para görmüş olmanın olanca görgüsüzlüğü&#039; ve hırsıyla rotasından çıkmış, kokuşmuş bir göçmen gemisinden, laleli pavyonundan ileriye asla gidemezsiniz!..

Başarı güzeldir. Ama aynı zamanda çok da tehlikelidir!
&#039;kısa vadeli&#039; başarılarla, kendini olimpiyat sahasında bayrak kucaklar
sanan kurumlar, yok olmaya mahkumdurlar!.. Göreceksiniz, zaman bizi haklı çıkaracak ve kurum olarak, mekan olarak; KOKUŞMUŞLUK KULVARI&#039;ndaki yeriniz sağlamlaştıkça, müşterileriniz de her geçen gün azalarak, elinizden su gibi akıp, bizler gibi kaçacak.

Saygılar,
(Hak eder misiniz bilmem?)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>TAKSİM KAFE Pİ&#8217;DE EŞİ GÖRÜLMEMİŞ YOBAZLIK!</p>
<p>Dün gece 1 bayan, 3 erkek; yani 4 arkadaş, biraz sohbet etmek ve<br />
bir şeyler içmek için Taksim Kafe Pi&#8217;ye gittik. Bize gösterilen 4 kişilik<br />
masaya oturduktan sonra, içeceklerimizi söyleyip, efendi efendi<br />
sohbet etmeye başladık.</p>
<p>Menüyle birlikte gelen tabakta, defalarca kullanılmış bir yağda kızartıldığı her halinden belli olan elma dilim patatesi gördükten sonra, garsona: &#8220;Ne tip yağ kullanıyorsunuz?&#8221; diye bir soru yönelttik. Garson bayan içeri gidip gelerek; &#8220;Yudum kullanıyormuşuz!&#8221; dedi. Ne kadar doğru, ne kadar yalan söyledi, Allah bilir ama kendisine teşekkür ettikten sonra, arkamızda oturan iki bayan<br />
bize dönerek; &#8220;Boşsa, sandalyenizi alabilir miyiz?&#8221; diye bir soru sordu.<br />
Biz de, kibarca onaylayarak, aramızdan ayrılan arkadaşımızın sandalyesini kendilerine verdik. Ne olduysa, işte bundan sonra oldu!..</p>
<p>İçeriden gelen, ağzı içki kokan ve dünyada Cafe Pi&#8217;nin dışında tutunacak bir başka dalının olmadığı her halinden belli olan dövmeli, savsak bir görevli yanımıza gelerek; &#8220;Buradan derhal ayrılın!&#8221; dedi. Önce çok şaşırdık. Sonra da kibarca sebebini sorduk: &#8220;Arkanızdaki bayanları rahatsız ettiniz!&#8221; deyince de, ikinci kere şaşırarak, derhal müdürünü çağırmasını istedik.</p>
<p>Bu defa, içeriden genç ve sanırız yine genç olduğu için, &#8216;hayattan görgü ve nizam almadığı izlenimi yaratan&#8217;, Cafe Pi&#8217;nin bugüne değin taşıdığı imajı ve o iyi niyetli empatiyi yerlere seren bir tavırla kollarını kavuşturarak yanımıza oturan bir başka yol yordam bilmez adamla kala daha kaldık! Müdürünüz diye mekana koyduğunuz bu arkadaş da; &#8220;Sizi gözledim. Buradan gitmenizi ben istedim!&#8221; dedi. Tekrar; &#8220;Neden?&#8221; diye sorduğumuzdaysa; &#8220;Bayanları rahatsız ettiniz. Yanınızdaki koltuğa omzunuzu koydunuz!&#8221; dedi.</p>
<p>Biz de, bu defa bayanlara kibarca seslenerek; &#8220;Hanımefendi, affedersiniz bizden rahatsız oldunuz mu?&#8221; diye bir soru yönelttik. Peki, onlar ne dedi beğenirsiniz? &#8220;HAYIR!&#8221; dediler!</p>
<p>Şimdi, aşağıda yazılanlar kulağınıza küpe olsun:</p>
<p>Arkadaşlar, sizin bu yaptığınıza lafın özü YOBAZLIK denir.<br />
Bunun tek tabiri budur! YOBAZLIK!.. SAFİ YOBAZLIK!..</p>
<p>Mekan ve mekan sahipleri tarafından horlanan müşterilerin hikayelerini; bugüne değin, ya televizyonda Uğur Dündar&#8217;ın ibreti alem olsun diye girip çıktığı &#8216;KOKUŞMUŞ&#8217; LALELİ PAVYONLARI&#8217;nda,<br />
ya da ANTALYA&#8217;DAKİ &#8216;UCUZ&#8217; TURİST BARLARI&#8217;nda görebilirdik.<br />
Bu hissi, bu YOBAZLIĞI, bu UCUZLUĞU, bu KOKUŞMUŞLUĞU; basit Türk filmlerinde gördüğümüzde, bunun bir film kurgusu olduğunu ön görerek, kabullenebilirdik. Ama burada mesele, bunu da aşmış durumda&#8230;</p>
<p>Siz, işin başında; &#8216;biz İstanbul&#8217;da bu işi farklı yapacağız&#8217;la kendinizi motive etmiş; işe şevkle başlamış olabilirsiniz. Ama! bu gidişle, köylü kurnazlığı ya da &#8216;para görmüş olmanın olanca görgüsüzlüğü&#8217; ve hırsıyla rotasından çıkmış, kokuşmuş bir göçmen gemisinden, laleli pavyonundan ileriye asla gidemezsiniz!..</p>
<p>Başarı güzeldir. Ama aynı zamanda çok da tehlikelidir!<br />
&#8216;kısa vadeli&#8217; başarılarla, kendini olimpiyat sahasında bayrak kucaklar<br />
sanan kurumlar, yok olmaya mahkumdurlar!.. Göreceksiniz, zaman bizi haklı çıkaracak ve kurum olarak, mekan olarak; KOKUŞMUŞLUK KULVARI&#8217;ndaki yeriniz sağlamlaştıkça, müşterileriniz de her geçen gün azalarak, elinizden su gibi akıp, bizler gibi kaçacak.</p>
<p>Saygılar,<br />
(Hak eder misiniz bilmem?)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: jesterdvine</title>
		<link>http://www.ozergungoren.com/2009/04/20/ayricalikli-musteri/comment-page-1/#comment-202</link>
		<dc:creator>jesterdvine</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 07:04:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ozergungoren.com/?p=261#comment-202</guid>
		<description>Çok barizdir ki müşteri bir mekanı sevdiyse mutlak ihtiyacı olmamasına rağmen oraya gelebilir, alışveriş yapabilir ve para harcayabilir.

İnanıyorum ki &quot;internet devrimi&quot; sayesinde fiziksel olarak uzaklaştığımız bu zamanlarda insanların ihtiyacı ona içten gülümseyen bir yüz, coşkuyla sıkılan bir eldir.

Ayrıca diğer linki inceledim de, gidilip görülesi ve tanışılası bir mekanmış hakikaten de.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çok barizdir ki müşteri bir mekanı sevdiyse mutlak ihtiyacı olmamasına rağmen oraya gelebilir, alışveriş yapabilir ve para harcayabilir.</p>
<p>İnanıyorum ki &#8220;internet devrimi&#8221; sayesinde fiziksel olarak uzaklaştığımız bu zamanlarda insanların ihtiyacı ona içten gülümseyen bir yüz, coşkuyla sıkılan bir eldir.</p>
<p>Ayrıca diğer linki inceledim de, gidilip görülesi ve tanışılası bir mekanmış hakikaten de.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

