Ayrıcalıklı Müşteri

Nisan 20, 2009 - 11:02 am 2 Comments

Müşterilerinin değerini bilen onları memnun bırakmayı görev edinmiş kuruluşlar müşterisini para olarak görmez. Müşterisini işletmesinde aldığı hizmetten mutlu olduğunu görmesi para kazanmaktan sonra gelir..

Şimdi bunları niye yazdım ? geçen yaz yazdığım Taksimin yeni incisi Küçük Beyoğlu  yazısında da bahsettiğim çok güzel bir sokak  beyoğlunun arkasında saklı kalmıştır. Ünü gitgide büyümüş ve hızla yayılmıştır.. Oraya gitmekten çok keyif alan müşterilerinden biriyim… Haftanın en az 2 gününü orda geçiriyorum.. 17 nisan akşamı bir arkadaşımla küçük beyoğluna bir şeyler içmeye gittim. İçkilerimizi yudumlarken biri masalara kartvizit bırakmaya başladı.. Kimin koyduğunu görmedim. İlk önce dışarıda oturma yeri olan sıradan kafelere gelen kalem , oyuncak gibi şeyler satmaya çalışan ve üzerinde duygu sömürüsü yapılarak yazılmış bir kart olduğunu düşündüm.. Halbuki küçük beyoğlunda o gece fabrikanın birinci katındaydık.. Zaten sokağın içine bu tip satıcıları almadıklarını biliyorum barın içine nasıl girdiler diye şaşkınlık içinde hızlıca beynim düşünüyordu.. Merak ettim ve hemen kart viziti aldım ve okudum.. üzerinde büyük puntolarla “ÜCRETSİZ SHUTTLE ” yazıyordu.. Şaşkınlığım yerini yüzümde bir tebessüme bırakmıştı… ve çok memnun olmuştum.. Ege’de Akdeniz’de , tatil beldelerinde otellerin müşterileri için şehir merkezine yada eğlence mekanlarına kolay ulaşması için yaptıkları ücretsiz yolcu taşıma uygulamasını istanbulda taksimde bir bar işletmesi , bir sokağının yapması beni etkilemişti. Çok iyi düşünülmüş ve hesaplanmıştı.. Geneli öğrenci olan müşteri kitlesi için okullarından küçük beyoğluna ücretsiz servis konması bir çok gencin buraya gelme isteğini tetikleyecektir.. Yaptıkları bu pazarlama çalışması için küçük beyoğlu işletmecilerini ve bu fikrin sahibini buradan tebrik ediyorum… Bir kere daha kalbimi fethettiniz…

Ücretsiz Shuttle Saatlerini aşağıdan bulabilirsiniz..

Boğaziçi Üniversitesinden Küçük Beyoğluna Kalkış…

Cuma-Cumartesi 14:45  16:45  18:45  20:45  22:30

Küçük Beyoğlundan Boğaziçi Üniversitesine Dönüş….

Cuma-Cumartesi  22:00  23:30  00:30  02:30

İletişim : 539 244 16 76

İtü’den Küçük Beyoğluna   Kalkış….

Cuma-Cumartesi  15:00   17:15    19:15    21:15    22:45

Küçük Beyoğlundan İtü’ye Dönüş….

Cuma-Cumartesi  22:20   23:30   01:00   02:30

İletişim : 537 643 25 35

2 Responses to “Ayrıcalıklı Müşteri”

  1. jesterdvine Says:

    Çok barizdir ki müşteri bir mekanı sevdiyse mutlak ihtiyacı olmamasına rağmen oraya gelebilir, alışveriş yapabilir ve para harcayabilir.

    İnanıyorum ki “internet devrimi” sayesinde fiziksel olarak uzaklaştığımız bu zamanlarda insanların ihtiyacı ona içten gülümseyen bir yüz, coşkuyla sıkılan bir eldir.

    Ayrıca diğer linki inceledim de, gidilip görülesi ve tanışılası bir mekanmış hakikaten de.

  2. Hayrettin Says:

    TAKSİM KAFE Pİ’DE EŞİ GÖRÜLMEMİŞ YOBAZLIK!

    Dün gece 1 bayan, 3 erkek; yani 4 arkadaş, biraz sohbet etmek ve
    bir şeyler içmek için Taksim Kafe Pi’ye gittik. Bize gösterilen 4 kişilik
    masaya oturduktan sonra, içeceklerimizi söyleyip, efendi efendi
    sohbet etmeye başladık.

    Menüyle birlikte gelen tabakta, defalarca kullanılmış bir yağda kızartıldığı her halinden belli olan elma dilim patatesi gördükten sonra, garsona: “Ne tip yağ kullanıyorsunuz?” diye bir soru yönelttik. Garson bayan içeri gidip gelerek; “Yudum kullanıyormuşuz!” dedi. Ne kadar doğru, ne kadar yalan söyledi, Allah bilir ama kendisine teşekkür ettikten sonra, arkamızda oturan iki bayan
    bize dönerek; “Boşsa, sandalyenizi alabilir miyiz?” diye bir soru sordu.
    Biz de, kibarca onaylayarak, aramızdan ayrılan arkadaşımızın sandalyesini kendilerine verdik. Ne olduysa, işte bundan sonra oldu!..

    İçeriden gelen, ağzı içki kokan ve dünyada Cafe Pi’nin dışında tutunacak bir başka dalının olmadığı her halinden belli olan dövmeli, savsak bir görevli yanımıza gelerek; “Buradan derhal ayrılın!” dedi. Önce çok şaşırdık. Sonra da kibarca sebebini sorduk: “Arkanızdaki bayanları rahatsız ettiniz!” deyince de, ikinci kere şaşırarak, derhal müdürünü çağırmasını istedik.

    Bu defa, içeriden genç ve sanırız yine genç olduğu için, ‘hayattan görgü ve nizam almadığı izlenimi yaratan’, Cafe Pi’nin bugüne değin taşıdığı imajı ve o iyi niyetli empatiyi yerlere seren bir tavırla kollarını kavuşturarak yanımıza oturan bir başka yol yordam bilmez adamla kala daha kaldık! Müdürünüz diye mekana koyduğunuz bu arkadaş da; “Sizi gözledim. Buradan gitmenizi ben istedim!” dedi. Tekrar; “Neden?” diye sorduğumuzdaysa; “Bayanları rahatsız ettiniz. Yanınızdaki koltuğa omzunuzu koydunuz!” dedi.

    Biz de, bu defa bayanlara kibarca seslenerek; “Hanımefendi, affedersiniz bizden rahatsız oldunuz mu?” diye bir soru yönelttik. Peki, onlar ne dedi beğenirsiniz? “HAYIR!” dediler!

    Şimdi, aşağıda yazılanlar kulağınıza küpe olsun:

    Arkadaşlar, sizin bu yaptığınıza lafın özü YOBAZLIK denir.
    Bunun tek tabiri budur! YOBAZLIK!.. SAFİ YOBAZLIK!..

    Mekan ve mekan sahipleri tarafından horlanan müşterilerin hikayelerini; bugüne değin, ya televizyonda Uğur Dündar’ın ibreti alem olsun diye girip çıktığı ‘KOKUŞMUŞ’ LALELİ PAVYONLARI’nda,
    ya da ANTALYA’DAKİ ‘UCUZ’ TURİST BARLARI’nda görebilirdik.
    Bu hissi, bu YOBAZLIĞI, bu UCUZLUĞU, bu KOKUŞMUŞLUĞU; basit Türk filmlerinde gördüğümüzde, bunun bir film kurgusu olduğunu ön görerek, kabullenebilirdik. Ama burada mesele, bunu da aşmış durumda…

    Siz, işin başında; ‘biz İstanbul’da bu işi farklı yapacağız’la kendinizi motive etmiş; işe şevkle başlamış olabilirsiniz. Ama! bu gidişle, köylü kurnazlığı ya da ‘para görmüş olmanın olanca görgüsüzlüğü’ ve hırsıyla rotasından çıkmış, kokuşmuş bir göçmen gemisinden, laleli pavyonundan ileriye asla gidemezsiniz!..

    Başarı güzeldir. Ama aynı zamanda çok da tehlikelidir!
    ‘kısa vadeli’ başarılarla, kendini olimpiyat sahasında bayrak kucaklar
    sanan kurumlar, yok olmaya mahkumdurlar!.. Göreceksiniz, zaman bizi haklı çıkaracak ve kurum olarak, mekan olarak; KOKUŞMUŞLUK KULVARI’ndaki yeriniz sağlamlaştıkça, müşterileriniz de her geçen gün azalarak, elinizden su gibi akıp, bizler gibi kaçacak.

    Saygılar,
    (Hak eder misiniz bilmem?)

Leave a Reply