Sıkılıyorum…
İçim öyle sıkılıyorki, nasıl ifade edebilirim bilmiyorum.
Hani bazen alıp başını kaçmak ister ya insan, onun gibi. Bir uçurumun kenarından kendini aşağı bırakmasını hayal bile edemez ya , yada bir kumsal boyunca güneşin batışını izlemek sadece dalga seslerinin kumsalı okşadığı seslerle yürümek kilometrelerce … Deniz kabuklarının ayağını kesmesine aldırmadan , acısını duymadan hissetmeden ağladığını göstermeden yürümek ay ışığının düştüğü yerde.Aslında olanları görmezden gelebilirim. Böyle yapabilirim peki bana ne kadar fayda sağlayabilir? Olaylara karşı üç maymun oynamak kolay değilmi sanıyorsun , bu kendini kandırmak değilmidir? Sahte mutluluklarla yaşanırmı? Öyle delice , öyle coşkulu istiyorumki görmelisin.. Ben ne zaman bu kadar istesem sen aksi istikamete koşmaya başlamış oluyorsun ben seni göremiyorum ufukla bir olmuşsun çoktan… Vazgeçmiyorum ama yoruluyorum ve yorulduğum için durduğumda aramızdaki mesafe daha da açılması gerekirken, mesafeler azalıyor herşey tepetaklak oluyor ve bana koşuyorsun…Şaşırıyorum.. Ağlıyorum…. Yaşadıklarım, yaşattıklarım , yaşamak istediklerim , yaşamak zorunda bırakıldığım duygularım var benim. Gün ışığı görmemiş köşelerde bekler hayallerim, ve hala dilim ile dudaklarım arasından geçememiş cümlelerim, orda öyle bekler durur. nedenini ve zamanını bilmeden pinekler… onlarda benim gibi inekler… Belki yaşadıklarımı en iyi onlar bilirler… İsimlendiremiyorum düşkün olduğum şeyleri….Efkar sisleri yine çöktü üzerime… En iyisi bir dur da dinle…
