İki damla düşüyor gözünden ,
Burnunun yanından ,
Gamzelerini sıyırıp,
Çenende buluşuyorlar ,
Son kez bakıyorlar aşağı
sonra bana ve sonra atlıyorlar aşağı,
bir bakışları varki görmelisin,
dur desem duracaklar sanırsın,
ben diyemeden onlar bekleyemeden,
bırakıyorlar kendilerini boşluğa,
yaşadıklarını yanlarına alarak,
içimden aynı anda iki damla düşüyor,
dayanılmaz bir acı hissederek izliyorum onları,
gördüklerim hissettiklerim oluyor o anda,
aciz, mutsuz , üzgün iki damla,
beni en çok kavuşmalarındaki mutluluk etkiliyor,
öyle bir çığlık atıyorlarki yatağa çarpıp dağıldıklarında ,
gözünün içinden aşağıya bakan onlarcası,
iç çekiyor bu ayrı koşuya,
olanlara onlar bile kaygısız kalamıyor,
kurtarmak adına belki koşuyorlar arkalarına,
birbir atlıyorlar giden iki damlanın çizdiği yoldan….
Her atlayış benimde içimde tekrarlanıyor…
Durdamıyorum ne damlaları ne de kendi acılarımı…
Ardı arkası kesilmiyor atlamaların….
Şişiyorum içime akanlarla …
Ve ellerimle kapatıyorum damlaların çıktıkları yeri,
Artık çıkmasınlar artık bırakmasınlar boşluğa kendilerini,
Boşluğa bıraktırmasınlar beni..
Elimdeki sıcaklık belki , belki sesimdeki çocuksu yalnız sevgi,
Durduruyor en sonunda onları..
Ama bendeki atlayışlar durmak bilmiyor..
durduramıyorum onları…
başını göğsüme koyuyorsun..
iç çekiyorsun ,
işte o anda her iç çekişinle kaybettiğin damlaların yerine,
içimdeki damlaları çekiyorsun adeta,
nefesin içimdekilere dur emri veriyor birden,
ve duruyor zaman, sessizlik , karanlık
ve birbirine susamış iki aşık.
hiç konuşmadan anlatırlar yaşadıklarını
ve gözlerini gözlerinden ayıramadan sabah olur..
Gün ışığı girdiğinde pencereden içeri,
Siler damlaların yatakta bıraktığı izleri
iki sevgili hala seviyorlardır birbirlerini
ve gözlerinden gidenleri…